BIST1.409,02%8.6983
USD8.6648%-1.22
EURO10,3173%-1.34
ALTIN495,62%-1.43
Akit HaberYazarlarM.Serhat DurmuşTürkiye’nin biyokütle, enerji potansiyeli ?

Türkiye’nin biyokütle, enerji potansiyeli ?

M.Serhat Durmuş

Abone OlGoogle News
05 Haziran 2021 09:22

Dünyanın en önemli birincil enerji kaynağı petroldür. Petrolü, %25 ile kömür, % 20 ile doğalgaz % 7 ile nükleer ve %14 ile yenilenebilir enerji kaynakları izlemektedir. Ana enerji kaynağı petrol, giderek azalmaktadır. Buna ek olarak, fosil kaynakların kullanımı sonucu oluşan hava kirliliği ve devamında oluşan iklim değişikliği gibi artan çevresel sorunlardan dolayı, tüm dünyada atmosfere daha az karbondioksit salan, fosil kaynaklara alternatif, çevreyi daha az kirleten, yenilenebilir enerji kaynakları aranmaktadır .

Biyokütle bunlardan biridir. Biyokütle terimi çok geniş anlamda yaşayan organizmalardan üretilen madde anlamına gelir . Örneğin, odun, tarımsal atıklar (saman, mısır kocanları, pamuk atıkları v.b.), şehir kanalizasyon atıkları, endüstriyel organik atıklar (kağıt endüstrisindeki siyah likör, şeker sanayisinden küspe, v.s.).Geleneksel olarak biyokütle, birkaç bin yıldır enerji kaynağı olarak zaten bilinmektedir. Örneğin, odunun direkt yakılmasıyla elde edilen ısı enerjisi yemek pişirmede ve ısınmada zaten kullanılmaktadır. 21. yüzyılda biyokütlenin modern kullanımı ise enerji yoğunluğunun artırılarak fuel yakıta çevrilmesini içerir .

*Dünya fosil yakıt rezervlerinde ;

-Petro’ün 40 yıl

-Doğalgaz’ın 65 yıl

-Kömür’ün ise 150 yıl içerisinde tükenecek olması bizim yeni ve çevre ile dost olan enerji kaynaklarını bulmak ve aktif hale getirmemizi zorunlu kılıyor .

Enerjide sürdürülebilir şekilde kaynak bulunması ve bu kaynak elde edilirken çevreye zarar verilmemesi esas olmalıdır . Bu nedenle yenilenebilir enerji kaynakları yeni trend olarak kabul görmüştür.

Ancak biyokütle (biomass) çevreye zarar veren atıkların değerlendirilerek çevreye dost enerji üretilmesi sanki bana bir taşta iki kuş vurmak gibi geliyor.

Zira kurtulması hayli problemli olan atıklardan bu şekilde enerji üretimine ,başka ne söylenebilir ki ?

Biyokütle , bitkisel , hayvansal kaynaklı atıklar ile şehir ve endüstri kaynaklı atıklarda bulunan enerjinin tekrar kullanıma kazandırılması ve bunu yaparken de çevreye zarar verilmemesini sağlayan önemli bir geri dönüşüm sağlar .

Dünyanın enerji tüketimi son 100 yılda 17 kat artmıştır.

Biyokütle , Dünyadaki 4.büyük enerji kaynağıdır.

Dünyanın enerji üretiminin %15’i gelişmekte olan ülkelerde ise enerji üretiminin %43’ü biyokütle enerjisinden sağlanmaktadır.

Biyokütle enerjisi yenilenebilir enerji kaynakları arasında potansiyel büyüklüğü çeşitli

üstünlükleri ile ön plana çıkmaktadır.

Biyokütle enerjisi doğal iklim koşullarına pek bağımlı olmayan sürekli temiz bir yenilenebilir enerji kaynağıdır öyle ki karbondioksit salınımı nötrdür.

Türkiye’nin ürün atıklarından dolayı toplam enerji potansiyeli 9,5 milyon ton petrole eşdeğer ciddi bir potansiyele sahiptir.

Türkiyedeki toplam tarımsal katı atık miktarı 40-53 milyon ton olup bunun yıllık karşılığı 50-65 milyon ton petroldür.

Türkiyenin yıllık biyogaz potansiyeli değerlendirildiğinde ise 3 milyon ton taşkömürüne karşılık geldiği görülür.

Enerji maliyetleri ülkelerin gider kalemlerinde önemini korumaya devam ederken kendi enerji ihtiyacını karşılayıp bu enerjiden artı gelir sağlayan ülkelerin gelişim süreçlerini daha hızlı şekilde tamamladıklarını görüyoruz.

Bu sonuçlar ülkenin refah seviyesini arttırırken ürün girdi maliyetlerinden en önemli gider kalemi olan enerji giderlerinin düşmesine neden olacaktır , bu durumun fiyatlara yansıması ise en büyük temennimdir.

Zira ülkemizin pandemi sürecinde ekonomik anlamda aldığı yarayı kapatabilecek ve milletin refah seviyesini arttırarak vatandaşların enerji giderlerini düşürecek her türlü katkıya ziyadesiyle ihtiyacı olduğunu düşünüyorum.

Buradan yatırımcılara ve devletin yetkililerine sesleniyorum .

Özellikle Biyokütle enerjisinden faydalanma konusunu lütfen ciddiye alın .

Aksi taktirde enerji giderleri dışa bağımlı olan ülkelerde sıklıkla görülen , ekonomik kırılganlıkları ve krizleri yaşamaya devam edeceğimizi söylemek hiçte abartılı olmayacaktır.

M.Serhat Durmuş

Akit TV köşe yazarı