BIST1.409,56%9.2945
USD9.2595%0.79
EURO10,7585%0.85
ALTIN526,39%-0.72
Akit HaberYazarlarLatif ErdoğanBir FETÖ elemanıyla tesettür sohbeti 

Bir FETÖ elemanıyla tesettür sohbeti 

Latif Erdoğan

Abone OlGoogle News
18 Eylül 2021 09:01

İki binli yılların başındaydı. Avrupa ülkelerinden birinde görevli FETÖ’nün sözde imamıyla sohbet ediyorduk. Söz döndü dolaştı başörtüsüne geldi. Muhatabım “Ben eskiden başı açık bir kadın görsem yadırgardım. Şimdi tam tersine örtülü bir kadın görünce yadırgıyorum” dedi.Daha önceden dini duygularının salabetiyle tanıdığım bu kişinin düştüğü durumu görünce, FETÖ elebaşının “Başörtüsü teferruattır” diyerek dine attığı iftiranın zakkum meyveleri vermeye başladığını anladım, üzüldüm, ürperdim. Kendisine özetle şunları söyledim:

“Harama bakmak, şeytanın zehirli okudur” buyurulur hadis-i şerifte. Bazen bu ok kalbe saplanır, manevi hayatı bütünüyle öldürür. Bazen ruhu yaralar, kişi ruhundaki bu yaranın izlerini silebilmek için bir ömür boyu çile çeker. Bazen, bu zehirli okun manyetik etkisi insanda mevcut bütün latif duyguları soldurur, pörsütür, tanınmaz hale getirir.

Bu zehirli ok, nefs-i emmareye, onu güçlendirecek, onu insanın mahiyetini oluşturan diğer bütün duygulara galip getirecek kut ve gıdadır. Nefsin güçlenmesi demek, aklın, iradenin zaafa uğraması, işlevsiz hale gelmesi demektir. Bundan sonrası, yasak alana girmek, dinin ve vicdanın yasakladığı ne varsa onlarla içli dışlı olmaktır…

Bu tehlikeli duruma düşmeyi önlemenin tek çaresi harama giden ilk adımı atmaktan korunmuş bulunmaktır. Zaten ayet de bunu amirdir: “Mümin erkeklere söyle, gözlerini yumsunlar, namuslarını korusunlar. İşte bu onlar için en nezih davranıştır. Allah onların yaptıklarından haberdardır. “ (Nur, 30)

Nezih kalmak, manevi kirlerin hepsinden arınmış bulunmakla mümkündür. Bunun yolu ise, tövbeye, istiğfara sarılmak, günah alanını terk ederek korunaklı yerlere yönelmektir. Diyelim ki günahtan kaçınmayı başaramadı. Ya da tövbedeki kararında sabit olamadı. Çare yine tövbeye sarılmak, bağışlanması için Allah’a yalvarmak, yakarmaktır. İstiğfar ve tövbeyi ihmal etmek, geciktirmek işlenen günahtan daha tehlikeli bir alana kaymış olmanın işaretidir. Ölüm gelmedikçe tövbe kapısı açık, güneş batıdan doğmadıkça yapılan samimi tövbeler makbuldür.

Mahremiyet dışında kalan erkekler kadınlar için, kadınlar da erkekler için bir fitne unsurudur. Bu fitnenin söndürülmesinde karşılıklı dayanışma şarttır. Söz konusu dayanışmanın bir tarafında erkeklerin gözlerini haramdan sakınması, namuslarını koruma altına almaları; diğer tarafında ise kadınların ayette belirlenen koruyucu kurallara uygun davranmaları vardır. Bu koruyucu kurallar ayette şöyle bildirilir:

“Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini haramdan sakınsınlar. Namuslarını korusunlar. Görünen kısım müstesna zinetlerini göstermesinler. Başörtülerini yakalarının üzerine salsınlar. Zinetlerini, kocalarından, babalarından, kocalarının babalarından, çocuklarından, kocalarının çocuklarından, erkek kardeşlerinden, erkek ve kız kardeşlerinin çocuklarından, mümin kadınlardan, kendi kölelerinden, kadınlara arzusu kalmamış hizmetçilerinden, henüz kadınların mahrem yerlerini anlayacak yaşa gelmemiş küçük çocuklardan başkalarına açmasınlar. Gizledikleri zinetlerinin anlaşılması için ayaklarını yere sert vurmasınlar. Topluca Allah’a tövbe ediniz ki kurtulasınız” (Nur, 31)

Dini duygu, düşünce ve şuurdan uzaklaştıkça erkek ve kadının haramlarla arasındaki mesafe azalır. Ne salt akıl ne de tek başına vicdan bu mesafeyi korumaya yetmez. Bu sebeple de dinin koyduğu setlere azami ölçüde riayet edilmesi gerekir. Hiç kimsenin söz konusu setleri aşmaya ya da ortadan kaldırmaya hakkı ve salahiyeti yoktur.

Çeşitli taciz yöntemleriyle kadının hürriyeti tehlikede kaldığında ya da böylesi bir tehlike ihtimal dahilinde bulunduğunda Kur’an’ın kadınlara buyruğu cilbab/çarşaf denilen dış örtüye bürünmeleridir. Ayette şöyle denilmektedir:

“Ey şanı yüce Nebi! Hanımlarına, kızlarına ve bütün mümin kadınlara söyle, dışarıya çıkma durumunda kaldıklarında cilbablarıyla/çarşaflarıyla örtünsünler. Bu tanınmalarına ve tanınıp da eziyet görmemelerine en uygun olandır. Allah Gafur’dur, Rahim’dir.” (Ahzap, 59)

Kadının örtünmesi bir hayâ ve takva göstergesidir. Bu takva ve hayâ duygusu iman ve salih amelle beslenirse, örtünen kadın, takva ve hayanın şekillenmiş yankısı haline gelir. Ruhu, misali bedeninden ayırmak mümkün olmadığı gibi onu da örtüsünden ayırmak mümkün olmaz.

Örtü, kadın için bir korunak, harama bakmak suretiyle günaha girmesi muhtemel erkekler için de kurtarıcı bir sütre ve engeldir. Bu fıtri korunak ve sütrenin dinin emriyle hükme bağlanması ise hem kadınlara hem de erkeklere rabbani bir mağfiret, ilahi bir rahmettir.

Latif Erdoğan

Akit TV köşe yazarı