BIST1.407,46%8.6427
USD8.6625%0.39
EURO10,1340%0.12
ALTIN491,32%-0.19
Akit HaberYazarlarHacı YakışıklıKanal İstanbul gerçekleri ve yalan terörizmi

Kanal İstanbul gerçekleri ve yalan terörizmi

Hacı Yakışıklı

Abone OlGoogle News
28 Haziran 2021 08:51

Türkiye’de “gündemin hızlı değişmesinin” en büyük sebeplerinden biri terörizmdir. Sadece silah terörizmi değil son zamanlarda “yalan terörizmi” ile de karşı karşıyayız.

Alenen yalan söylüyorlar, sonra yalan söyledikleri ortaya çıkıyor, yalanın kaynağı bile “yalan söyledim” diyor; ancak Türkiye’de muhalefet pozisyonundakiler bu yalanları göz göre göre sürdürüyor. “Evet bu yalanmış, yanlış paylaşmışım, düzeltiyorum” demiyor.

Mesela Kemal Kılıçdaroğlu bir internet sitesindeki haberi paylaşarak, “Katarlı gençler Türkiye’de sınavsız tıp okuyabilecek” başlığı üzerinden iktidarı eleştirerek; “Kendi gencine bu kadar sevgisiz saygısız bir iktidar” dedi. Kılıçdaroğlu’nun haberi alıntıladığı T24 internet sitesi daha sonra, “Haberi düzeltiyoruz, bize güvenerek haberi referans veren okurlarımızdan özür diliyoruz” dedi. Peki, Sayın KIlıçdaroğlu ne yaptı? “Haber yanlışmış arkadaşlar” demedi; “Trolleri devreye sokuyorlar” diyerek kendisini eleştiren herkese hakaret etti.

Bu süreçler artık kronik bir hal aldı. Mevzuyu inceleyip Kanal İstanbul’a geçelim:

1)Haberi çarpıtarak veren internet sitesi bunu tam da milyonlarca öğrencinin sınava gireceği günün öncesinde yapıyor. Yani sınav hassasiyeti üst düzeyde ve bu haberi okuyanlar; “Biz bir yıl çalıştık, kitaplara bir sürü para harcadık, emek verdik. Şimdi Katar’dan gelen Araplar hiç emek vermeden üstelik tıp fakültesi mi okuyacak? Yazıklar olsun be!” demezler mi? Derler! Zaten haber yalanlanana kadar birçok insan böyle düşündü. Bu insanların çoğu 17-18 yaşında ve 2023’te ilk oylarını kullanacaklar. Bu gençlerin aileleri de duruma tepki gösterince alın size iktidar?! Zannederim tüm hesabı böyle kurgulamışlar.

2)İnternet sitesi haberin yalan olduğunu açıklayıp özür diledi ancak birçok gencin aklında “Araplar sınavsız üniversite okuyor” algısı kaldı.

3)Peki, gerçekten Katarlı gençler ve tıp fakültesi olayının doğrusu nedir? Bu insanlar tıp fakültesi, diş hekimliği, eczacılık gibi bölümlere sınavsız girebiliyor mu? Çok net cevap verelim; hayır, kesinlikle giremiyorlar. Madem giremiyorlar, öyleyse bu gürültü nereden koptu? Onu da söyleyelim buyurun! Türkiye’nin “askeri eğitim” alanında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Azerbaycan, Bosna Hersek, Kazakistan Türkleri, Moldova, Güney Kore gibi 20’nin üzerinde ülkeyle antlaşmaları var. Türkiye Devleti bu ülkelerde askeri eğitim görenleri yetiştirmek üzere alıyor ve “karşılıklı işbirliği” çerçevesinde eğitiyor. Türkiye de aynı şekilde buralara askeri eğitim çerçevesinde öğrenciler gönderiyor. Aynı antlaşma Katar ile de yapılıyor. Anlayacağınız bu durumun “üniversite sınavıyla” alakası yok!

Fakat tam da TYT ve AYT sınavlarına bir gün kala bu durumu çarpıtıp; “Katarlı Araplar sınavsız giriyor” demek herhalde dünyanın en kirli siyasetidir ve hatta bu siyaset değil aldatmacanın en çukur halidir!

19 yıldır seçim kazanamadıkları için kendi moralleri bozuk olanlar şimdi de yalan ve algılarla milyonlarca gencin moralini bozma peşine düşmüş!

Birçok yetkili çıkıp; “Gençler siz bu yalancılara bakmayın, sınavınıza odaklanın” demek zorunda kaldı. Milyonlarca gencin umuduyla oynayanlara karşı mücadele verdiler.

İşte aynı algı yönetimleri Kanal İstanbul’da da yapılıyor.

Hükümet ve sistem eleştirilebilir, hatta yapılan işler güzel olsa bile, “Ben beğenmedim” deme hakkınız vardır. Bunlar oturulup konuşulur. Eğer amaç daha güzelini yapmaksa her şey konuşulur. Lakin Türkiye’de “muhalefet işleri” çok bozuldu. Artık mevzu eleştiri sınırlarını aşarak “yalan, iftira ve algı” halini aldı.

Düz mantık gidelim: Kanal İstanbul için binlerce insan yatırım yapıyor ve milyarlarca dolarlık parasını getirip burada kullanmak istiyor. Yüzlerce bilim insanı bu kanalın doğaya ve ekolojiye zararı olmayacağını belirtiyor. İstanbul içindeki yoğun nüfusun bir kısmının buraya geçerek şehrin yoğunluğunu azaltmaya da katkısı olacağı belirtiliyor. Her yıl İstanbul’un tam ortasından geçen ve içinde petrol, füze, kimyasal taşıyan 50 bin gemi artık İstanbul’un tarihi, kültürü ve insanı için tehlike olmaktan çıkıyor.

Tüm bunlar karşısında muhalefet ne diyor?

“Kanal İstanbul Katarlılara satıldı” diyorlar!

Aynı muhalefet yukarıda anlattığımız gibi; “Katarlı gençler sınavsız tıp fakültesine girecek” yalanını da çok rahat söylemişti. Yani mesele Katar değil; mesele Türkiye’nin güçlenerek büyümesi!

Hülasa; lütfen her söze anında inanmayalım. “Ya gerçekse?” diye düşünerek evhamlara dalmayalım! Sakince olayları takip edelim ve çok yönlü dinleyelim! Gerçek bir tanedir ve ne kadar yalan söylerseniz söyleyin gerçekler ortaya çıkar. Lakin ülkeniz zarar gördükten sonra ortaya çıkan gerçeğin de anlamı kalmayabilir. O sebeple daima uyanık kalalım! Uyuduğumuzda başımıza neler geldiğini milletçe gördük!

Hacı Yakışıklı

Akit TV köşe yazarı