BIST2.380,90%0,36
USD15.929%0.12
EURO17,0429%1.40
ALTIN950,42%0.83

Milletvekilliği “su testisi” mi?

Günay Ertan Akgün

Abone OlGoogle News
25 Ocak 2022 09:57

Siyaset; dünyanın en zor / en meşakkatli işidir. Bir taraftan birilerini memnun etmeye çalışırken diğer bir taraftan da bunu “devamlı” hâle getirmek zorundasınız. Bir nevi “müşteri memnuniyeti” had safhada olmasa; ya muhalefete düşer ya da kendinizi parti enkazında bulursunuz. Her iki halükârda da sonuç “hüsran” olur. Siyasî hayatımız bunların sayısız örnekleriyle doludur.

Ülkemiz siyaseti çok sesliliğe / renkliliğe bağlı olarak “parçalanmışlık” ı seviyor (!) gözükse de aslında bu durumdan sürekli olarak mustarip olmuş ve hep “tek başına iktidar olma” nın yolunu gözlemiştir. Ne zaman ki bu hasret sona erip yerli ve millî iktidarlar göreve gelse de, bu, birilerinin fincancı katırlarını ürkütmüş, ya darbe olmuş ya da yapay siyasî – ekonomik krizler çıkartılarak iktidarlar alaşağı edilmiş, görevlerinden el etek çektirilmişlerdir.

Geçmiş dönemlere baktığımız zaman; idam edilerek hem siyasetine ve hem de hayatına son verilen Adnan MENDERES’in, zehirlenerek öldürülen Turgut ÖZAL’ın ve sürekli olarak partileri kapatılan ve en son da – bin yıl süreceği iddia edilen - 28 Şubat Süreci’yle iktidarından alaşağı edilen Necmettin ERBAKAN’ın aynı kaderleri paylaştıkları görülür. İktidarları alaşağı edip, lider ve kadrolarını yerle yeksan etme konusunda tecrübeli olanlar, aynı tecrübeyi yer yer Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN üzerine de denemeye çalışmış; AK Parti içerisinde particikler çıkartarak onu parçalayıp bir köşeye sıkıştırmaya, muhtıra – darbe girişimleri – yargı ve ekonomik vesayet ile yapay krizlerle ERDOĞAN’ı ve iktidarını düşürmeye çalışmış ama her seferinde de hayal kırıklığına uğrayarak avuçlarını yalamışlardır. Her defasında başarısız olup kuyruk acılarını unutmayanlar, dur durak demeyip pes etmemiş ve yeni bir senaryoyu icat etmeye çalışmış, içteki figüranları “canlı” ve “besleme” şeklinde kullanmışlardır. İsimleri değişse de zihniyet ve metotları değişmeyen bu kesime her zaman rastlamamız sizce de “şaşırtıcı” (!) değil mi?!...

Türk siyasetinde öyle tipler vardır ki; Hiçbir baltaya sap olamayan, geçmişi bir şekilde teröre bulaşmış ya da irtibatlı / iltisaklı olanlar var. Bunlar sırf “dokunulmazlık” zırhına bürünebilmek adına siyasete girer ve bir daha zırhtan çıkmamaya özen gösterirler. Milletvekilliği bu tipler için âdeta bulunmaz bir kaftan ya da sığınılacak bir liman olmuştur. Ancak – siyasi görüşü ya da kanadı ne olursa olsun – vekili olduğun “asıl” ı yani milletin ta kendisini unutursanız, gün gelir birileri çıkar size bunu hatırlatır ama o zaman da iş işten geçmiş olur. Bu; bir “tehdit” değil, milletini tanımayan – milletine rağmen her türlü hainliğin / çirkefliğin içerisinde bulunanlara ya da böyle niyetli olanlara karşı acizane bir “uyarı” dır. Amaç “hizmet” ve bunun yolu da “siyaset” den geçiyorsa, o zaman, bunun dışında hiçbir şey de yapmayın. Niyetiniz “su testisi” olmaksa, o yolda da kırılmış olursunuz!...

Bir şekilde siyasete giren ve hizmet / vatan aşkı dışında her şeyle uğraşan, “makama saygı” nın “edep” ten kaynaklı olduğunu bilmeyen, ağızlarından her türlü galiz küfrü duyduğumuz, eleştiriler karşısında da hoşgörü gösteremeyip tehditleri havada savuran, “adamlık” ı cinsiyet meselesi zannedip “şahsiyet” ten nasiplenemeyen, kadınlıklarını da “pozitif ayrımcılık” ın arkasına saklanıp kendi lehlerine kullanan, sürekli muhalif olmayı meziyet sayan / sadece “vekillik” üzerinden kendilerine “gelecek” tayin edenler, artık milletimiz sizlerin ne olduğunu iyice öğrendi ama unutmayın ki “bu kervan böyle gitmez!”, sandıklara gömüleceğiniz günler çok yakındır. Hani işinize geldiği zaman içinizdeki ifrazatı dışarı çıkartmak için atasözlerimizin arkasına saklanıyorsunuz ya, anladığınız / yabancısı olmadığınız dilden – bu arada bir yere “ahır” demiştiniz ya, böylelikle ahırın neresi olduğunu da öğrenmiş olursunuz - sizlere cevap verelim mi; “Ata kızarak eşeği yol arkadaşı seçenin gideceği yer ahırdır.”

İktidarda ya da muhalefette de olsa bile siyasilerin birinci önceliği; millî – manevî ve dinî değerlere saygılı olmak / davranmak olmalıdır. Bu değerlerden yoksun olan ya da bunlar üzerinden birilerinin hıyanet sarmalına dolananlar, şunu iyi bilsinler ki artık deşifre olup kendinizi iyice açık ettiniz, hele hele terörle irtibatlı / iltisaklı olmanız, birilerine arka çıkmanız, bir yerlerden medet ummanız / arkanızı bir yerlere dayamanız sizleri de kurtaramayacaktır. Her karanlığın ardında aydınlığın geleceğine olan ümidimiz de hiçbir zaman sönmemiştir, elbette ki bu kötü / tuzaklı günleri de defedeceğiz. Buna olan inancımız şeksiz / şüphesiz ve tamdır.

Unutmayalım ki;

Niyeti “su testisi” olanların kırılacağı yolda “su yolu” dur, varsın olsunlar!...

Günay Ertan Akgün

Akit TV köşe yazarı