BIST1.419,43%8.6611
USD8.641%1.26
EURO10,1264%0.65
ALTIN488,03%1.56
Akit HaberYazarlarGünay Ertan Akgün “Yetim gülerse dünya güler!”

“Yetim gülerse dünya güler!”

Günay Ertan Akgün

Abone OlGoogle News
10 Eylül 2021 09:30

Bu söz İHH (İnsanî Yardım Vakfı)’nın slogan haline getirip duvarlarda astığı afişlerde ve sosyal medya ortamlarındaki paylaşımlarında yer almaktadır. Gerçekten de ne kadar doğru bir söz değil mi; “Yetim gülerse dünya güler!...”

Habil ile Kabil kardeşlerin hadisesinden bu yana bir türlü paylaşılamayan dünya coğrafyası ne hazin verici bir hâle geldi ki; her bir karış toprağından ayrı bir acı, ayrı bir hüzün, ayrı bir kan – barut ve gözyaşı tabloları görmekte ve bu olumsuz durumların karşısında kendini “vicdan sahibi” hissedebilen – sorumluluk duyan her bir insanın yüreğinde derin bir acı / sızı bırakabilmelidir. Gerçekten de böyle olsaydı bu kadar kan ve gözyaşı olur muydu ya da dünya üzerinde bakıma / sahiplenmeye muhtaç bu kadar yetim kalır mıydı?, demek ki bir yerlerde hatalar var ve bu hatalar silsile yoluyla işlenmeye devam ediyor, etmektedir.

“Çektiğim acıyı çekmediğin sürece ıstırabımı hissedemezsin!” ya da “ateş düştüğü yeri yakar!” mukabilindeki duygular yaşanmadığı sürece hiç kimse muhtaç sahibi olan yetim – öksüz – aciz ve biçarelerin duygularını anlayamaz, anlatamaz ve bunlara tercüman olamaz, kimse boşu boşuna “laf salatalığı” yapıp kelimeleri havalarda uçuşturmasın. “Yanındayız – yakınındayız!” edebiyatını artık hiç kimse yemiyor, buna emin olun!.. Hani “bana balık yemeyi değil, balık tutmayı öğretin!...” diye meşhur bir Çin atasözü vardı ya işte yetimler için de ya bir gün değil her gün hatırlanmak ya da adam akıllı tam sahiplenmek gerekir. Bunu yapmadığınız sürece yılda iki kez eda edilen dinî bayram ve bir elin parmak sayısını geçmeyen “Mübarek Geceler” ile her hafta bir kez kılınan Cuma namazında cami önlerinde elavuç açıp yardım / aman dileyenlerin eline tutuşturduğunuz o bozuk paralarınız sizi ne bu ve ne de öbür dünyada kurtaramayacaktır. Hani adına Sırat dediğimiz o meşhur köprü var ya işte orada sizin HGS’niz de OGS’niz de bu dünyada okşadığınız yetim başları ve gönüllerini hoş tuttuğunuz muhtaç insanların size yaptıkları dualar olacaktır. Evet; “Yetim gülerse dünya güler” ama onların ahını aldığınızda da o zaman vay halinize!...

Bu din, insanî ve İslamî duygularımız çok çabuk dejenere oldu, bozuldu ve pespaye bir hâle geldi ve bilinçli olarak da getirildi. Öyle bir ulvî duygulara sahiptik ki, nerede bir gözyaşı olsa beraber ağlıyor ve beraber gülmeye çalışıyor, ekmeğimizi – acılarımızı – sevinçlerimizi paylaşıyorduk. Bir gün ağlama sırasının bize geleceğini bile bile şimdi ağlayana bir tekme daha vurup susturmanın yoluna gidiyoruz, biz böyle bir millet – ümmet değildik!... Dini, dili, ırkı, rengi, siyasi ve dünya görüşü ne olursa olsun yardıma koştuklarımız bize hep dua eder ve parmakla gösterirlerdi. Birileri “TÜRKLER GELİYOR!” diye sevinirken, birilerinin de ödleri kopuyordu. Çünkü Türk demek; “adalet, merhamet, muhtaca el uzatan, vicdan – insan ve insaf sahibi kişi” demekti ama bugün öyle mi?!...

Suriye’den, Afganistan’dan, zulme uğrayıp da dünyanın dört bir yanından gelen ve bir şekilde gelmek zorunda kalanlara “mülteci” – “sığınmacı” deyip hakaret etmek, “burası babanızın yol geçen hanı değildir!” deyip aşağılamak, kovmaya çalışmak, acılarını hissetmemek bizim kitabımızın hangi suresi ve ayetinde yazıyor ya da cübbe / sarık ve sakalla kutlu yolundan gittiğini zannettiğiniz Peygamberimizin hangi sünnet / hadisinde var, hani çok Müslümanız ya gerçekten de ben bunu çok merak ediyorum; birileri çıkıp da beni aydınlatırsa sevinirim. Evet; “Yetim gülerse dünya güler!...”

“Siyasî konjonktür bunu gerektiriyor!”, “ülke menfaatlerimiz her şeyden önce gelir!”, “sınır namustur!” ya da “müttefiklerimize söz verdik!” deyip kim ki kendine açılan avuçları geri çevirir, yürek parçalarcasına yetimden çıkan sesleri duymazdan gelir, o seslere kulak vermez ve onlara sahip çıkmazsa – siyasî görüşü, parti tabelası, oy oranı ve temsiliyet makamı, cemaat ve tarikatı ne olursa olsun - emin olunuz ki onlara bu dünya dar gelir ve hiçbir zaman iki yakası bir araya gelmez, gelmeyecektir. Yetimin duasını alın, bedduasını değil ve “yetim gülerse dünya güler!...”

Kuluna her türlü rızkı, yaşam coğrafyası ve “nefes alma” gibi bir nimeti sağlayan Yaratan, onun hayır ya da şer anlamında yaptıklarını görür – bilir ve işitir. “Kötülük yapanlar” dan olmamak adına “iyilik” le anılıp bir gün bizim de ona ihtiyacımız olacağını unutmadan yaşamayalım ve unutmayalım ki huzura – mutluluğa – rahata ve yaşanabilir bir dünyaya kavuşmak istiyorsak; dünyaya yeni yetimler bırakmayalım, var olan yetimleri sevindirelim ve – Yunus Emre’nin de deyimiyle – “Sevelim, sevilelim. Dünya kimseye kalmaz.”

Unutmayalım ki;

“Yetim gülerse dünya güler!...”

Günay Ertan Akgün

Akit TV köşe yazarı