Yazarlar

İdlib’de ateşkes yetmez, kalıcı çözüm şart

Cumhurbaşkanı Erdoğan, hem uluslararası toplum nezdinde hem de Moskova’daki temaslarında “Eğer önlem alınmaz ise İdlib’de çok sayıda savunmasız sivil katledilir ve  yeni bir göç dalgası başlar” uyarısında bulunmuştu.  

Kısa bir zaman önce bu çağrıların kısmi karşılık bulması ise sevindiricidir. 

Almanya, Belçika ve Kuveyt’le birlikte, Suriye’nin İdlib vilayetindeki sivillerin korunması için BM Güvenlik Konseyi’ne bir karar tasarısı sundu.

Devamında ise Sn. Erdoğan’ın uyarı ve çağrıları etkili oldu ve Rusya Devlet Başkanı Putin, gereğinin yapılması için düğmeye bastı.

Moskova’nın baskılarına dayanamayan Şam yönetimi üç gün sonra ateşkese uymayı kabul etti.

Daha doğrusu ateşkese uymak zorunda kaldı.

Çünkü Şam yönetiminin, Moskova’ya itiraz etme gücü yok.

Ancak, altını çizerek ifade etmek isterim ki, ateşkes yeterli değildir.

Zira şimdiye kadar defalarca ateşkes ilan edilmiş hatta mutabakat anlaşmaları bile imzalanmıştı. Ancak bu karar ve mutabakat anlaşmalarına maalesef uyulmamıştır. 

İdlib’de tehlike aşılmış değildir. 

Toplu katliamlar yaşanmadan önce ateşkesin devamında mutlaka Suriyegenelinde örnek teşkil edecek kalıcı bir çözüm bulunmalı.

Aksi takdirde ateşkes tekrar bozulur ve istenmeyen üzücü gelişmeler yaşanır. 

Eğer Uluslararası Toplum, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çağrı ve uyarılarını dikkate almaz ise, Srebrenica vahşeti bir soykırıma dünya İdlib’de şahit olur.

İDLİB ÜZERİNDE FARKLI ÇIKAR HESAPLARI

İdlib, entrikaların tezgâhlandığı, tuzakların kurulduğu bir vilayettir. 

Cihatçı grupların ve muhaliflerin yani Özgür Suriye Ordusu (ÖSO)’nun son kalesi olan idlib’de, iç göçler sebebiyle 4 milyona ulaşan Suriyeli sivil yaşamaktadır.

İdlib’in büyük bir kesimi, El Kaide’nin uzantısı olarak görülen Hayat Tahrir el-Şam’a bağlı savaşçıların kontrolü altındadır. 

Bunlar, Suudi Arabistan ve BAE’nin finanse ettiği, ABD’nin gizli ilişkiler içinde olduğu ve de çıkarları doğrultusunda yerelde kullandığı örgütlerdendir. Bu silahlı örgütlerin, bağlantılı oldukları ülkelerin desteği ve yönlendirmesi olmadan rejim güçlerine operasyon davetiyesi çıkaran saldırı ve eylemleri başlatmaları ise imkânsızdır. 

ABD, BAE ve S. Arabistan, bu örgütleri yönlendirerek rejim güçlerine saldırtıyor. 

Hedefleri, Rusya ve İran ile Türkiye arasında varılan İdlib mutabakatı’nı geçersiz kılmaktır. 

Rejim güçleri ise, bu küçük çaplı saldırıları bahane ederek Rusya ve İran’ın desteğiyle İdlib’e büyük çaplı operasyonlar düzenliyor. 

Suriye Ordusunun Nisan 2019’dan bu yana hava ve karadan sürdürdüğü bombardımanlarda 256’sı çocuk olmak üzere 1030’un üzerinde sivil hayatını kaybetti. 400 binin üzerinde kişi de İdlib’i terk etmek zorunda kaldı.

Unutulmasın ki; rejim güçlerinin Rusya’nın ve İran’ın müsaadesi ve desteği olmadan Türk konvoyuna saldırması ve İdlib’i karadan ve havadan bombalaması ve de operasyonlarına aralıksız devam etmesi mümkün değildir. 

Moskova’nın baskısıyla 30 Ağustos 2019 tarihi itibarıyla Şam yönetimininistemediği halde İdlib’de ateşkese uymayı kabul etmesi bunun en bariz örneğidir.

TÜRKİYE’NİN BAKIŞ AÇISI VE HEDEFLERİ

Şu bir gerçek ki; Suriye’de stratejik, askerî, dinî ve ekonomik çıkarlar gibi farklı nedenlerden ötürü pek çok devlet ve onların yereldeki işbirlikçisi olan savaşçı gruplar mevcuttur.

Daha doğrusu, herkesin kendine göre bölge üzerinde birbirinden farklı hesapları var.

ABD, yerelde Türkiye’yi tehdit eden PKK/YPG terör örgütünün yanında DEAŞve HTŞ gibi örgütler üzerindeki nüfuzunu kullanırken, Rusya ve İran ise Şam rejimi üzerinden çıkar politikalarına yön veriyor. Bütün bu gelişmelerle, bölgede ABD ve Rusya ile İran’ınçıkar politikalarının sebep olduğu sonuçların getirdiği zorluklarla Türkiye boğuşmak zorunda kalıyor.

Çünkü Türkiye, ABD, RUSYA ve İran’dan çok daha farklı bir bakış açısına sahiptir. 

Türkiye, insani, ahlaki ve bölge ülkeleri ile halklarının barış ve güvenliği yönünde başlattığı girişimlerini tavizsiz sürdürmenin uğraşı içindedir.

Türkiye’nin hedefi, Suriye’nin toprak bütünlüğü esasından önce Suriye’nin kuzeyini bölücü terör örgütlerinden temizlemek sonra ise, Suriyeli göçmenleriçin ‘Güvenli bölgeler’ oluşturmak suretiyle göçmen sorununa kısmi çözüm bulmak.

Türkiye’nin diğer bir önemli hedefi ise; İdlib’e sığınan 4 milyon sivil Suriyeliyi hem ABD, BAE ve Suudi Arabistan’ın besleyip kullandığı silahlı örgütlerden hem de Rusya ve İran desteğindeki rejim güçlerinden koruma adına ateşkes ve ardından kalıcı bir çözüm bulabilmektir.

Bu konuda Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Putin ve İran Cumhurbaşkanı Ruhani ile Astana ve Soçi görüşmelerinde önemli temaslar sağlayarak mutabakat anlaşmaları imzalanmasına öncülük etmişti.

Bütün bu gelişmeler ve mutabakat anlaşmalarına rağmen, Suriye’nin kuzeyinde olduğu gibi İdlib’de de barış ve güvenliğin sağlanması yönünde maalesef bir arpa boyu yol alınamadı, alınamıyor. 

Ancak, Sn. Erdoğan, her şeye rağmen sorumluluk bilinci içinde, İdlib’deki tehlikeye dikkat çekerek, çağrılarını ve girişimlerini aralıksız sürdürdü ve tekrar ateşkesin sağlanmasını başardı.

Şimdi ise kalıcı çözüm için arayışlarına devam ediyor.

TÜRKİYE İHANETE UĞRADI

Mutabakatlar, işin bahanesi olduğu zaman içinde ortaya çıktı.

Ülkelerin, çıkarları ve üstünlük politikalarına göre hareket ettikleri ve mutabakat anlaşmalarına o nispette uyduklarına hem Suriye’nin kuzeyinde hem de İdlib’de şahit olduk.

İşin doğrusu ‘mutabakat’ konusunda Türkiye,Suriye’nin kuzeyinde olduğu gibi İdlib’de de ihanete uğradı. 

Türkiye, gelinen noktada hiç kimseye güvenmeden bölge ülkeleri ve halklarının barış ve güvenliği ile kendi çıkarlarına odaklanan yeni bir politik hamle başlatmalıdır.

Elbette, bütün entrika ve ihanetlere rağmen her kesimle ilişkiler sürdürülmeli. Ancak tüm oyunlar ve her türlü tuzaklar hesaplanarak adımlar atılmalı.

Unutulmasın ki; küçük ihmaller ve tavizler, telafisi zor bir sürece taşır bizi.

Çünkü Suriye’nin kuzey bölgesindeki yapılanmalar ve İdlib, güvenliğimiz ve bölge barışı için hayati önem arz etmektedir.

Ateşkes tamam ancak, kalıcı çözüm için ilişkiler ve çare arayışlarımız sürmelidir.

Diğer Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close