Yazarlar

“Meçhûl” varlık insanoğlu

“Biz sizi bir pıhtıdan yarattık” diye başlayan ilahî mesajın muhatabı olan, insanoğlu; Antropolojik – genetik evrelerden geçe geçe günümüze kadar gelmiş, soy –sop – aşiret – millet vs. gruplaşma – milletleşme merhaleleriyle sosyalleşmesini tamamlamıştır.

Akıl – zekâ – irade gibi işletim sistemleriyle donatılmış olan motorize bu varlık; İnanç, eğitim, kültür – medeniyet, gelenek – görenek gibi edinimlerle kendini daha da donanımlı bir hâle getirerek “işte bu” dedirtir ya da tam tersi bir durumla – şairin de dediği gibi – “Kendi elinle bozuyorsun kendini,  Oysa hâlûk güzel yaratmıştı seni” serzenişiyle karşılaşmak zorunda kalır.

Yaratılışını “bir erkekle bir dişinin bir arada gelmesiyle oluşturduğu” nu zannedecek kadar materyalist düşünen ve bunun gerekçesini ezeldeki “bir pıhtı” ya kadar dayandıran ama bunun Yaratan eliyle olmadığını zanneden bu varlık, halâ “kısırlık” ın tedavi yöntemlerini araştırmakla kendi kendini yalanlamış olmuyor mu? Gerçekten de bu ikilem tuhaf değil mi?!..

Yıllar geçtikçe maddî açlıklar değil de – göz açlığının ve israfın neden olduğu – doyumsuzluğun kurbanı olan bu varlık, dönemine göre de putunu kendi yapmış – kendi tapmış, değiştirmiş ve hatta ve hatta bunlarla da yetinmeyip sürekli bir arayışın içerisine girmiştir. Zevk, sefa ve ihtiyaç giderme de bir türlü doyuma ulaşmayan bu varlık; Sürekli bir sorgulama içerisine girerek bataklığa saplanmaktan kurtulamamıştır.

Allah’ın yarattığı bu eşref – i mahlûkat, dünya ya da tabiat üzerinde diğer canlılardan daha tehlikeli davranmakta, yaşadığı ortamların sadece kendilerine ait olduklarını – başka canlıların yaşam haklarının olmadığını zannetmekte, hayvanlara bile akıl almaz işkenceler yapmakta ve ölümlerine sebep olmaktadırlar. Kur’an – ı Kerim bile bunlara (insan bile demeyeceğim) “BELHUM ADAL” (hayvandan da aşağı) diyerek konumlarını bildirmektedirler. Yazık değil mi, yaratılmışların en şereflisi nasıl oluyor da böyle bir hâle geliyor ve hayvanlardan aşağı bir yaratık olabiliyor?!..

Yüce Yaratan; Soy – sop – ırk – bölge – ülke – din – inanç ya da inançsızlık ayrımı yapmadan ve gözetmeden her kulunun rızkını, ona yaşam hakkını veriyor, kendi dışındaki bitki – sebze – meyve ve hayvan gibi diğer tüm canlı varlıkları onun doyumsuz nefsi için yaratıyor, hizmetine sunuyor da bu kendini bilmez “kul” u neden insanî (kulluk) vazifelerini yapmıyor, yapmaktan imtinâ ediyor ya da kaçınıyor? İnsanoğlu, neden bu kadar nankör olabiliyor, “sahibinin sesi” ni yansıtamıyor. İçindeki “korku” yu nereye gömdü ya da bu korkuyu haşâ kaldırıp bir yere mi attı?

“Allah’tan korkmaz, kuldan utanmaz!” sözünün muhatabı olacak kadar alçalan – alçalmayı da meziyet (!) kabul eden bu varlık; hiç ölmeyecekmiş gibi yaşadığını zannetmekte, ölümün eşsiz soğukluğunu iliklerine kadar hissedip sıranın kendilerine geldiğini görünce de paçaları tutuşmaktadır. Bu saatten sonra “kaçış” ın olmayacağını, artık hiçbir işe yaramayacağını “Allah, son nefeste bile iman Kur’an nasip etsin!” duasının ne demek olduğunu o anda anlayanlar, sağ salimken “Hiç ölmeyecekmiş gibi çalışmalı, her an ölecekmiş gibi ibadet etmeli” düsturundan uzakta kaldıkları için bu “son” la hayatlarını noktalamaktadırlar.

Nefsanî duygularla yaratılmak bir tarafa, bu duyguların esiri olmak, bedeni nefsin önüne geçirtmek, akıl ve zekayı onun tutsağı haline getirtmek, nefsi; “şeytan” yapmaktan öte bir işe yaramaz. Şeytanlaşmış nefis; bedeni tutsak eder ve o insan artık “insanî çizgi” den “şeytanî çizgi” ye doğru bir kayma gösterir. Sonuçta da bu varlık; görünüşte “insan” ama manevî olarak “şeytan” olur. “Şeytanlaşmış insan” a ne kadar “insan” denilebilir ki?!.. Boşuna “Allah’ım, şeytanlaşmış insanın şerrinden sana sığınırım!” diye dua etmiyoruz?!..

Yaratılışındaki her bir hücrenin ayrı bir keşfi gerektirdiği bu muhteşem varlık, yaptıkları – yaşattıklarıyla artık “meçhûl” olmaktan öteye gitmeli, insanî – cismanî – dünyevî – uhrevî vazifelerini yaratılışına uygun bir şekilde yerine getirmeli ve “insan” olduğunu unutmamalıdır.

Meçhûl varlıktan meşhur varlığa “İNSANLIK” kazansın artık!…

Diğer Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close