Yazarlar

Hacı Akşener, başörtü tartışmasında niye yoksun?

Ben uyarmış olayım..

Sonra, “Madem tahmin ediyordun, niye hatırlatmadın” denilmesin..

Aynısını, öğrenci andında yaşadık..

Öğrenci andı kaldırıldığında, bazı sendikalar yürütmenin durdurulması talepli olarak iptal davası açtı..

İlk aşamada, Danıştay 8. Dairesi, yürütmenin durdurulması talebini oy çokluğu ile reddetti..

Ancak..

2018’in Nisan ayında..

Öğrenci andı ile ilgili oy çokluğu ile verdiği nihai kararında, “Öğrenci andının kaldırılması yanlıştır” dedi..

Şimdi aynısının tıpkısı..

Askeri personele başörtü serbestliği getiren yönetmelik değişikliğinde yaşanıyor..

Tek farklılık, kararı verecek olan daire..

Diğerini 8. Daire vermişti.

Bunu ise 2. Daire verecek..

Bunda da, ilk aşamada yürütmenin durdurulması talep edildi..

Oy çokluğu ile, yürütmenin durdurulması talebi reddedildi..

Şimdi nihai karar bekleniyor..

Oy çokluğu ile, “Başörtü yasağının kaldırılması yanlıştır” kararı çıkarsa..

Kimse şaşırmasın..

Öğrenci andında yaşadıklarımız, askeri personele başörtü özgürlüğü getiren yönetmelik değişikliğinde yaşanacağının göstergesidir..

Dolayısı ile, yaşanacaklarla kim ilgili ise..

Hepsi, gerekli adımı atmalı..

Öncelikle, başörtü yasağının kalkmasından istifade eden kadın görevliler, Danıştay 2. Dairesi’ndeki iptal davasına müdahil olmalılar..

Ne idüğü belirsiz Marx sempatizanları yasak sürsün diye dava açıyorlar da..

O yasağın kalkmasından bire bir yararlanan kadınlar, niçin o davaya müdahil olmasınlar ki..

Hatta sadece Milli Savunma Bakanlığı’ndaki başörtülü kadınlar değil..

Başı açık, ama başörtülülere saygılı kadınların da..

“İlerde bizler başımızı örtmek istersek, bu hakkımız bu davada kısıtlanabilir. Bu sebeple davaya, davalı bakanlık yanında müdahil olmak istiyoruz” demeleri gerekir..

Sivil toplum kuruluşları..

İnsan hakları kuruluşları..

Hatta siyasi partiler..

Başörtü özgürlüğüne destek veren kim var ise..

Bu davaya müdahil olmalılar..

Ki, görelim, davayı açan “Halkın Kurtuluşu Partisi” kim..

Halkın kendisi kim..

Bir ötesini de söylemek durumundayım..

Kamuda başörtülü olarak çalışan.. Üniversitelerde başörtülü olarak okuyan.. Liselerde başörtülü olarak okuluna devam edenleri de Danıştay 2. Dairesi’nin kararı, direkt ilgilendirecek..

 Niçin?

Çünkü yürütmeyi durdurma kararı için yapılan oylamada muhalefette kalan üye ile..

Danıştay savcısının mütalaasında..

Askeri personel veya Milli Savunma Bakanlığı ile sınırlı olmaksızın, genel olarak..

Laiklik ilkesinin, başörtülü olarak kamu hizmetinde bulunmayı yasakladığı yorumu yapılıyor..

Yani, eski Türkiye’deki başörtü yasakçılarının dedikleri ne ise, o söylenilenler, bire bir tekrarlanıyor.

“Kamu hizmeti görevini üstlenen kişiler, başörtü kullanamazlar” deniliyor..

Dolayısı ile..

Allah korusun, Danıştay savcısının, muhalif üyenin istediği yönde bir karar çıktığında..

Bu karar dalga dalga, tüm kamu kurumlarına ve öğrencilere şamil kılınacaktır..

Konunun hassasiyeti sebebi ile..

Herkesi duyarlı olmaya çağırıyorum..

Tekrar 28 Şubat sürecine dönersek..

Yine yıllarımız gider..

Dolayısı ile, halktan, muhtemel başörtü mağdurlarından beklentimizi, ifade ederken..

Siyasetçileri de uyarmış olalım.. 

Öncelikle İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener’den başlayalım..

Kendisi, üstelik bir kadın..

Kadınların mağdur olacağı bir dosyadan bahsediyoruz..

Meral Hanım’ın da..

Bir kadın parti genel başkanı olarak, en sert açıklamayı yapması gerekirdi..

Üstelik, bir de hacılığı var..

Ama bakıyoruz..

Hacı Meral Akşener’den tek bir açıklama yok..

Üç gün oldu..

Çıt yok..

CHP ile hangi ilde, nasıl bir ittifak ile seçime gireceğini düşünüyor ama..

Seçmenin kendisini tercih etmesi için, vesayet odaklarını hortlatabilecek adım için kısacık da olsa bir açıklama yapmıyor..

Konunun ciddiyetinin mi farkında değil?

Yoksa, “Bizi ilgilendirmez” mi diyor?

Her iki ihtimalde de..

Durum vahim demektir..

Hacı Meral Abla’nın, başörtü yasağının hortlatılması girişimine yönelik sessizliği önemli..

Ama..

CHP’nin sessizliği de önemli..

24 Haziran cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerinde, meydanlarda “Başörtü yasağını biz kaldırdık” diye afra tafra yapan Kemal Kılıçdaroğlu da, üç gündür tek bir açıklama ile, “Gelişmeleri doğru bulmuyorum. Başörtü yasağını tekrar geri getirme girişimleri yanlıştır” açıklaması yapmadı..

Açıklamaları dışardan izlemekle yetiniyor..

Korkarım ki..

Yasak lehine bir karar çıkacak olursa..

“Yasağı biz kaldırdık..” söyleminden tornistan edip, “Yargı kararına saygılı olmalıyız” noktasına da gelebilir..

“Gelebilir” ne demek?

Gelir..

Ya HDP’li yöneticiler?

Dindar Kürtlerin oylarını alarak, ateistleri Meclis’e sokanlar?

HDP listesinden milletvekili olan müftüler?

Kendilerince anlattıkları lokal olaylar üzerinden, bizlere “Sizde hiç vicdan yok mu” diye hesap sormaya kalkan HDP listesindeki insan hakları savunucuları?

Nerelerdesiniz?

Bu ülkede milyonlarca kadını ilgilendiren başörtü yasağının geri getirilmesi girişimleri için, niye tek bir açıklama yapmıyorsunuz?

Yoksa..

Laiklikte.. Kemalistlikte.. Din özgürlüğünün kısıtlanmasında..

Askeri vesayetle yan yana durduğunuzun yeni bir fotoğrafını mı vermek istiyorsunuz?

Diğer Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close