Yazarlar

İnebolu -istiklal yolu-Şehit Şerife bacı..!

97 yıl önce 4 Aralık’ta vatan millet bayrak devlet ve mukaddesat için şehit olan Şerife bacı acaba kimler için şehit oldu?

Şehadetine ve bıraktığı emanete sahip çıkıyor muyuz?

İnebolu istiklal yolu!

Kayık ile kağnının zaferi!

Türk milletinin kurtuluş mücadelesinde, İnebolu limanına İnebolulu yiğit insanlar tarafından indirilen silahların İnebolu’dan kağnılara yüklenen cephaneleri Kastamonu’ya götürmek için harekete geçen Milli Mücadele’nin kahraman Türk kadını Şehit Şerife Bacı adına, Kastamonu Cumhuriyet Meydanı’nda, İnebolu ilçesinin girişinde ve Seydiler’de ilçe merkezinde anıt yapıldı. 

Ha bir de unutmayalım 

İnebolu istiklal yolu milli park ilan edildi..!

 Ne demekse?

Kastamonu’da üç tane milli park oldu! Kastamonu Türkiye’nin en geri kalmış bölgesi..!

İnebolu’ya TBMM’ce istiklal madalyası verildi!

Madalyadan önce İnebolu’ya gelen yedi tane ticaret gemisinin madalyadan sonra günümüze kadar bir daha gelmemesi ve Türkiye’nin en geri kalmış nüfus kaybeden tek ilçesidir İnebolu!

 Tabi yöneticilerin bunda payı çok fazla ama sadece sebep bu değil!

Sanki hem Şerife bacılar, hem yiğit İnebolulular cezalandırılmış mı oldu diye sormak geliyor içimden!

Acaba sebep Kastamonu bölgesinden Oğuz boyundan bozulmayan bir nesil ve Türk ve vatanperver insanlar olması mı..!?

31 Mart’da cevabı millet verecektir!

ŞEHİT ŞERİFE BACI’NIN HÜZÜNLÜ ÖYKÜSÜ 

Yeni İnebolu gazetesindeki canlı şahitler dinlenerek Nurettin Peker’in kitabından; araştırmacı yerel tarihçi Mustafa Fakazlı’nın yazısı ile yâd edelim…!

“…İstiklal yolundan kağnılarla cephane taşınmaya devam ediliyordu. İnebolu’nun kahraman denizcileri denk kayıklarıyla cephaneleri karaya çıkartıyor, yaşlı, kadın, çocuk omuzlarında Askerlik Şubesine, İkiçay’daki cephane deposuna taşıyorlardı. İkiçay’daki depodan da kağnı kolları oluşturulup, yüklendikten sonra yola koyuluyorlardı. Kağnı kollarının başında bazen yaşlı tecrübeli ihtiyarlar oluyordu.

1920 yılının Aralık ayında gene kağnılardan oluşan bir kol yola çıkmıştı. Üç gün süren Kastamonu yolculuğunun ilk günü sonunda Ecevit’e varmışlar handa konaklamışlardı. İkinci gün de Seydiler’e ulaşmışlar ve mola vermişlerdi. Üçüncü günde yola çıkmışlar bir müddet gittikten sonra hava birden değişmiş, karayelden gelen kar havası kağnı koluna ulaşmıştı. Konvoyun en sonundaki genç kadın gruptan kopmuş, yola devam etmiş karanlığın bastırmasıyla çaresiz kalmış gidebildiği kadar gitmiş ve Kastamonu’ya yaklaşmış.

Buradan gerisini o günlerde görevli olup daha sonra tüccarlık yapan Kastamonulu Cemil Pattabanoğlu’nun Nurettin Peker’e anlattıklarından aktaralım.

Sabah olduğunda Kastamonu Kışlası yakınlarında kağnıyı gören ilk kişi kışlaya gidip haber vermiş. Menzil Mıntıka müfettişi Osman Bey derhal askeri Postabaşı Devrekan’li Cemil ve Beşiktaşlı Rıfat Çavuş’u görevlendirmiş ve olay mahalline göndermiştir.

Her nasılsa kafileden geri kalmış genç bir kadının cephane yüklü kağnısıyla yorgun argın bir halde ancak kışla önüne kadar gelebildiği, şehre girmek nasip olmadan yol kenarında sabaha karşı donduğu anlaşılmıştır. Öküzleri geviş getiren bu kağnı arabasındaki kıymetli yükü korumak için üstüne yorganını örten bu genç kadının bir elinde “Üvendire”, kollarını açarak, yorganının üzerine abanarak kaldığı görevliler tarafından görülmüştür.

Rıfat Çavuş öküzleri koşarken, Cemil Çavuş da şehidin üzerindeki karları süpürmüş ve her ikisi de gözyaşlarını dökerek, kollarından ve bacaklarından tutarak kaldırırlarken yorganın altından birdenbire çığlığı basarak ağlayan bir çocuk sesi duyunca şaşırmışlar. Şehit anayı yana çekip hemen yorganı kaldırmışlardır. Gördükleri şaheser tablo şu olmuştur:

Otlara sarılı top güllelerinin arasına yerleştirilmiş çulların içinde kundakta bir kız çocuğunun dondan kurtulduğu, uyanarak meme için ağlamaya başladığıdır.

Cephanesi ve yavrusu uğruna kendini feda eden bu kahraman anayı ve yavrusunu arabaya yerleştiren çavuşlar, bu mukaddes ve muazzez yükü gurur ve iftiharla Fırka Dairesinin önüne kadar çektiler. Kumandan ve etrafındakiler kağnının başına geldiler.

Bir dakika saygı duruşu yaptıran kumandan Osman Bey bu hazin tablo karşısında gözleri yaşararak, “Türk kadını dünyada emsali bulunmayan kahraman bir anadır. Öyle bir anadır ki, tarihte nice kahramanlar, cihangirler doğurmuştur.. Arkadaşlar…. Milli Mücadele’yi kazanacağımızın en büyük misali işte önümüzde biri ölü, biri diri yatıyor” diyebilmiş üzüntüsünden daha fazla konuşamamıştır.

Çocuğa süt anası ve ölüye Belediye tarafından kefen vs. masrafı temin edilerek, Kastamonu’yu iyi tanıyan Cemil Çavuş’a şehit ananın kimliğini bulması görevi verilmiştir. Cemil Çavuş şehidi alaca önlüğünden ve başındaki benli çardan yola çıkarak hanları dolaşmış, Seydilerli köylülere ulaşarak onlara göstermiş, onlar da tanımışlar ağlamışlar ve şehit ana ve yavrusunu bağırlarına basarak alıp köylerine götürüp defnetmişlerdir. Daha sonra adı Şerife Bacı olarak tespit edilen bu aziz Türk kadınının yavrusu da acaba hangi kahramanları doğurmuştur.

Vatan millet uğrunda bu yolda şehit olmuş isimleri bilinen, bilinmeyen nice kahramanların ruhları şâd olsun..!”

Şerife Bacı’nın torunları olarak bizler ne mi yaptık veya yapabildik!!!

Aradan geçen 97 yıllık zamana rağmen Seydilerli Şerife Bacı’nın torunları olarak, kendisine bir minnet duygusu ifadesi olarak Seydiler’de TSKGV tTarafından yapılan ve Kastamonumuzun başarılı Valisi Şehmuz Günaydın’la beraber açılışını beraber yaptığımız ve bu açılışı da Maranki TV vasıtasıyla akit tv, beyaz TV pek çok kanalda canlı yayınlarda ve programlarımızda duyurarak hem Kastamonumuzun tanıtımına katkı yapmış hem de Şerife bacı gibi bir yiğit Kastamonu evladına layık şekilde anmış bulunduk!

Seydiler ilçesinde olan Şerife bacı anıtı ve Şerife bacı Kültürevi ile hatıralarını yaşatmaya devam edeceklerdir!

Şairin dediği gibi “atasını bilmeyen kendini ne bilir! bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır! Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır…!

Bugün Türkiye cumhuriyeti sınırları içinde maalesef tarih kitaplarımızda resmi olarak adının dahi geçmediği sadece Şerife bacılar, Kara Fatmaların torunları yerine bugün medya dünyasında evlilik programları ve dizilerdeki kızlarımızı kadınlarımıza görünce acaba diyorum bu şehitlerin kanlarıyla bize vatan olarak emanet bırakılan bu topraklarda kalan başta yöneticiler ve tabii ki bizler nasıl ahirette hesap verecegiz diye düşündüm..!

Allah (cc) vatan, millet, bayrak, devlet ve mukaddesat adına can veren bütün şehitlerimize rahmet etsin!

 Âmin

Diğer Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close