Yazarlar

G20 Zirvesi, ABD, Rusya ve Çin arasındaki güç mücadelesi

Dünyanın en büyük ekonomileri ve Avrupa Birliği’nden (AB) oluşan liderlerin katılımıyla gerçekleşen ‘G20Zirvesi’ öncesi küresel huzursuzluğa yol açan tartışma ve eleştirel suçlamalar gündem oldu.

Arjantin’de gerçekleşen zirvenin beklentilerin aksine yeni tartışmalar, suçlamalar ve restleşmelerin yaşanacağı bir ortamda devam edeceği anlaşılmaktadır.

ABD Başkanı Trump, daha Arjantin’e gelmeden açıklamaları ve zirveyle alakalı program değişiklikleri zirveye katılacak dünya liderlerini endişelendirmeye yetti.

Aslında Trump’ın bu tavrı yeni değil. 

Katıldığı her uluslararası platform ve zirvelerde yaptığı gibi daha zirvenin yapılacağı ülkeye gitmeden ‘Trump farkını’ hissettiren absürt çıkışları, dengesiz tavırları ve tehdit eden açıklamaları ile program değişikliklerinin bir devamını G20 zirvesi öncesinde de tekrarlamış oldu.

Netice olarak, ABD Başkanı Trump’ın kişisel egolarını giderme ve “Önce Amerika” politikasının bir devamı olarak ticaret savaşının yarattığı küresel huzursuzluk G20 zirvesine damgasını başlamadan vurmuş oldu.

Zirvede “Trump Şov” gösterilerine rağmen, diğer liderler arasında bir yakınlaşma ve olumlu görüşmeler oldu.

GÜÇ MÜCADELESİNİ KAYBETME KORKUSU

ABD’nin hâlâ dünyanın en etkili ekonomik ve askeri güce sahip ülkesi olduğu bir gerçek. Ancak ABD, son yıllarda ekonomik, askeri ve stratejik alanlarda eski gücünü kaybetmeye başladığı ise ayrı bir gerçek. 

Rusya ve İran’a yaptırımlar uygulaması, Çin, Türkiye ve AB’ye yönelik ticaret savaşı ilan etmesi ve Suriye’de terör örgütleriyle ilişkiler kurması ile dengesiz dış politikaları eski gücünü kaybetmenin verdiği telaştan kaynaklanmaktadır.

Rusya ise yitirdiği küresel süper güç konumunu yeniden elde etmenin gayreti içindedir. 

Rusya’nın Kırım’ı işgal ve sonrasında referandum oyunuyla ilhak kararı ile Ukrayna’nın Donbas bölgesindeki Rusya yanlısı ayrılıkçı grupları desteklemesi ile önce Karadeniz ve sonrasında Doğu Avrupa üzerinden eski hinterlandına dönmeyi hedeflemektedir.

Kısacası; her iki ülke kendi çıkar politikaları ve dünyaya hükmetme, mücadelede güç olma uğruna her türlü hukuk dışı davranışı meşru kabul etmektedir. 

Her ikisi farklı versiyonları olsa da birbirinin benzeridir.

Trump, Arjantin’de düzenlenecek G20Liderler Zirvesi’ne hareketinden önce Twitter hesabından Rusya’nın Ukrayna’ya gemileri ve mürettebatı iade etmediğini sebep göstererek “Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’le Arjantin’de yapacağım görüşmeyi iptal etme kararı aldım” açıklamasında bulundu.

İlk bakışta bir haksızlığa karşı alınmış bir demokratik tavır gibi görünse de benzer zorbalık ve hukuk dışı girişimleri bizatihi Trump’ın kendisi yapmaktadır.

RusyaUkrayna’nın Donbas bölgesindeki Rusya yanlısı ayrılıkçı grupları destekliyor. Kırım, Çeçenistan, Osetya ve Abhazya’yı işgal etti. 

Rusya, en son olarak Ukrayna gemilerinin Kerç Boğazı’ndan geçip Azak Denizi’ndeki Berdyansk ve Mariupol limanlarına gitmesini engelleyici operasyonu devletler hukukunu, Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesinive donanmaya ait olanlar da dâhil bütün gemilerin Azak Denizi’ne serbestçe geçebilmesini öngören ikili anlaşmaları ihlal etmiştir.

ABD, aynı hukuk dışı girişimlerle Irak’ı ve Afganistan’ı işgal ederek milyonlarca insanın ölümüne ve bu ülkelerin yakılıp yıkılmasına sebep olmuştur.

Terör örgütleriyle ilişkiler içine girmesi, kendi sömürge politikalarına boyun eğilmesi yönündeki siyasi baskı ve tehdit girişimleri ABD’nin başvurduğu hukuk dışı taranışlardandır. 

ABD ve RusyaOrta Doğu başta olmak üzere dünyanın birçok bölgesindeki işgal, iç savaşlar, adaletsizlik gibi insanlığı tehdit eden girişimlerin müsebbibi ve yaşanan tüm insanlık faciasının baş sorumlularıdır.

Her ikisi de devletler arası sözleşmeleri ve beynelmilel hukuku hiçe sayıp kuvvetin üstünlüğüne dayanarak haydutça davranışlar sergilemektedirler.

Kısacası ABD ve Rusya; dünya barışı, istikrar ve huzurunu bozan ülkelerdir. 

ABD’NİN ASIL KORKUSU ÇİN

ABD, Rusya ile mücadele ederken asıl korkusunun Çin olduğu gerçeğini gizlemeye çalışıyor.

Çünkü Çin’in, siyasi ve güvenlik yönü gittikçe öne çıkmaktadır. 

Dünyanın en hızlı büyüyen ekonomisine sahip olan Çin, hızlı ve istikrarlı bir şekilde büyümesini sürdürdüğü takdirde önünüzdeki 10 -15 yıl içerisinde süper güç olacak ve ekonomisinin büyüklüğü ya ABD’ninkine eşitlenecek ya da onu geçecektir.

ABD bu gerçeği görüyor ve engelleyebilmek için ticaret savaşını başlatmış oldu. 

ABD, bu mücadeleyi kaybederse ‘süper güç’ unvanını Çin’e kaptırmış olacak korkusu yaşamaktadır.

 

Diğer Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close