Yazarlar

Asıl sorun “ahlâk sorunu”!

Trafikte zikzak çiziyor, silâh ateşliyoruz…

Sokağa çöp atıyoruz (ama aynı şeyi evlerimizde yapmıyoruz)…

Dönüşlerde sinyal vermiyoruz…

Tuvalette sifon çekmiyoruz (Bu yüzden hemen her tuvaletin girişinde bir yazı asılıdır: Bulduğun gibi bırak)…

Parklardaki çiçekleri yoluyoruz (Hemen her parkta aynı yazı var: Lütfen çiçekleri koparmayınız)…

Yalan söylüyoruz…

Gıybet ediyoruz…

İftira atıyoruz…

Başkasına ait sözleri kendi imzamızla paylaşıyoruz…

Hile yapıyoruz…

İkiyüzlü davranıyoruz…

Trafiği allak-bullak edecek şekilde park ediyoruz…

Emniyet şeridinden gidiyoruz…

Arabamızı yaya kaldırımlarında yahut itfaiye musluklarının üstünde bırakıyoruz…

Kırmızı ışıkta geçiyoruz…

Çok sık klâkson çalıyoruz…

Eşimizi-evlâdımızı dövüyoruz…

Emniyet kemeri kullanmıyoruz…

Hız sınırlamasına uymuyor, trafik işaretlerine aldırmıyoruz…

Birbirimize değer vermiyoruz, saygı göstermiyoruz…

Nezaket ve görgü kurallarına aldırmıyoruz…

Kabalığı marifet ve maharet sayıyoruz…

İlk tanıştığımız insana pervasızca “sen” diye hitap ediyoruz…

Hayat tarzımızı ve fikirlerimizi başkasına dayatıyoruz…

Camilerde bile bağırarak konuşuyoruz…

Verdiğimiz sözde durmuyoruz…

Ahde vefa göstermiyoruz…

Sorunları fiziki güç kullanarak çözmeye kalkışıyoruz, en küçük bir tartışmayı bile kaba kuvvete döküyoruz…

Bunlar “bilgisizlik”ten, “kültürsüzlük”ten değil, sorumsuzluktan ve duyarsızlıktan kaynaklanan arızalar. Bildiğimiz halde yapmadıklarımız, uymadıklarımız. O zaman “bilmek” neye yarar?

Hatırlayalım: Bir süre önce ekonomik bir saldırıya maruz kaldık. Dolar hızla yükseldi. Bu hızlı yükseliş derhal fiyatlara yansıtıldı. Doların yükselişinden çok önce üretilmiş mamullerle dolarla hiç ilgisi bulunmayan mamuller bile yüksek oranda zamlandı. Derken, dolar düştü, ancak fiyatlar aynı kaldı.

Ekonomik mecburiyetlerle bunu izah etmek mümkün olmadığına göre, bunun tek adı “fırsatçılık”tır! Fırsatçılık ise sorumsuzluk ve ahlâksızlığın çocuğudur!

Belli ki ihtiraslarımız, aklımızı da ahlâkımızı da geçmiş…

Gerçi “kazanmanın ahlâkı olmaz!” diye bir söz var, ama bu söz “bizden biri”nin değil, Rönesans hareketinin en önemli figürlerinden Floransalı Machiavelli’nin (Makyavel) sözüdür.

Buna karşılık ne diyor Peygamber Efendimiz:“Din, güzel ahlaktır!” (Deylemi).

Yani, kazanmanın da kaybetmenin de bir ahlâkı var.

Asıl sorunumuz, “ahlâk sorunu”dur! Pazartesi aynı konuya “dışarıdan”bakalım…

Diğer Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close