Yazarlar

Nerde Milli Eğitim, nerde Diyanet, nerde Zümrüt?

Televizyonlarda bir algı..

Solak gazetelerde bir algı..

CHP’li politikacıların konuşmalarında bir algı..

Sözde çağdaş geçinen dernek ve vakıfların açıklamalarında algı..

Nedir o algı?

“İslam dini, kadına ikinci sınıf varlık gözü ile bakar.. Sabah akşam dövülmesini önerir.. Toplumdaki kadına karşı şiddetin de kaynağı, aslında İslam dinidir.”

Kimi açıktan bunu söylüyor.

Kimisi de, çaktırmadan…

Kamuoyunda tartışılıyor..  Bir erkek oyuncu, bir kadın  şarkıcı ile didişmiş..

Laf dönüp dolaşıp, “İslam dininde kadının yeri”ne geliyor..

Dindar insanlara mesafeli bir televizyonun önemli elemanlarından birisi, ikinci karısına şiddet uygulamış..

Söz dönüyor dolaşıyor, “Bizim toplumumuz bu kardeşim. Ataerkil toplumlarda başka ne bekleyebiliriz.. Toplumun manevi değerlerinde de, şiddetin önerildiğini görüyoruz”a geliyor..

Ve nihayet..

Bunların hepsini ve en aşırısını..

PKK’lılar ile FETÖ’cüleri gazeteden temizlediklerini iddia eden Cumhuriyet’in yeni yönetimi yaptı..

Ne imiş?

“Ders kitapları kadına düşman” imiş..

“Ders kitaplarında, Atatürk ilkeleri kaldırılarak yeni bir tarih anlayışı yaratılıyor. Laik hukuk yerine şeriat hukukuyla insan onuru, kadının özgürlüğü ortadan kaldırılıyor” imiş..

Dayağı attı ise.. Atan oyuncu Ahmet Kural..

Dayağın muhatabı, şarkıcı Sıla..

Ama, gazete sayfalarından dayak atılmak istenilen, İslam dini..

Dayağı atan İsmail Küçükkaya..

Dayağı yiyen, onun çağdaş eşi!

 Ama o şiddet üzerinden dayak atılmak istenilenler, İslam’a inanmış insanlar..

Böyle bir tabloda..

Konunun direkt muhataplarından, o ders kitaplarının hazırlanmasından baskısına kadar tüm aşamalarında kontrol görevi yürüten Milli Eğitim bakanlığı çıkıp, tek kelime etmiyor..

Ders kitabı üzerinden, İslam dinine saygısızca hakaretler edenlere, Diyanet bir şey demiyor..

Veee..

Sıla dayak yediğinde, acilen kendisini arayıp, “Geçmiş olsun” diyen, Aile Bakanımız Zehra Zümrüt Selçuk halkın önüne çıkıp, “Dindar insanlarımıza geçmiş olsun diyorum. Böylesine pervasız., böylesine ahlaksızca dindar insanları kötüleyen bir yayını kabul etmiyorum.. Ailenin içine dinamit koyan bu söylemi, kınıyorum..” demiyor..

Veya..

Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Huriye Martı’yı arayıp, “Diyanet’te başkan yardımcısı koltuğuna oturan ilk kadın sizsiniz.. Aile Bakanlığı olarak bundan mutluluk duyduk. Bir kadın olarak, Diyanet’te bu önemli makama gelmiş olmanıza rağmen, piyasadaki bazı art niyetlilerin, din karşıtlarının, kadın hakları konusunda İslam dinine yaptıkları saldırıları gördükçe, üzülüyoruz.. Tüm dindar insanlara yönelik olarak kabul ettiğimiz bu saldırılardan dolayı, sizin şahsınızda tüm müslümanlara geçmiş olsun dileklerimi sunuyorum”  demiyor..

Devamında da..

“Şu din karşıtları ile mücadelede neler yapabiliriz, kadına şiddet üzerinden, İslam’a sövenlerle hangi mücadeleleri yapabiliriz konusunu tartışmak üzere, en kısa sürede bir çalıştay düzenlemek isteriz!” demiyor..

Sıla’ya geçmiş olsun diyor da..

Kadın hakları üzerinden.

Kadının şiddet görmesi söylemi üzerinden..

İslam dinine saldıranlara tepki vererek..

Tüm dindar erkeklere saldırılmasından dolayı..

İslam inancında kadınların, aslında ikinci sınıf insan görüldüğü ve bunu kabullendikleri söylemi ile dindar insanlara saldırılmasından dolayı..

Kimseye “geçmiş olsun” dileğinde bulunmuyor..

“Biz yürütme makamında, bakanlık koltuğunda oturuyoruz.. Dindar insanlara yapılan haksız saldırıların da müsebbibi bir anlamda biziz.. O saldırıların gerektiği şekilde cevaplandırılması bizim üzerime düşen bir görevdir.. Bunu yapamadığımızda da hatamızı görmeliyiz, haksız saldırıya uğrayanlardan özür dilemeliyiz” denilmiyor..

**

Milli Eğitim, kendi ders kitaplarını savunmuyor..

Diyanet, bu din karşıtlarının hakettiği netlikte bir cevabı yüzlerine vurmuyor..

Zümrüt hanım, dindar kadınların toptan suçlanmasına, dindar erkeklerin bütün olarak tahkir edilmesine karşılık bir “geçmiş olsun” dileğinde bulunmuyorsa..

Bu din karşıtları cevapsız mı kalacak?

Tabii ki kalmayacak. Kalmamalı..

Milli Eğitim’in, Diyanet’in, Zümrüt hanımın işini yapabildiğmiz kadarı ile biz üstlenelim..

Cevabını verelim..

“Şeriat hukuku” diye saldırdığınız, siz de biliyorsunuz ki İslam dini..

“Kadın meselesinin ilk basamağı olarak Adem’in yaratıldığı ve ardından eşi Havva’nın, yani kadının Allah tarafından var edildiği ifade edilir. Aslında evrim gerçeği de elenip inkâr edilerek insanlığın başladığı iddia edilmekte ve Adem’in eşi vurgusuyla kadın, daha en baştan ikinci pozisyona indirilmektedir” diyerek, ancak sizler kendi kafanızdaki sınıflamayı söylemiş olursunuz..

Kadının çıplak vücudu üzerinden para kazanmayı normal gören zihniyetten, bizim öğrenecek hiçbir şeyimiz yoktur..

Para karşılığı, kadının vücudunun satıldığı genelevlerin kapanmasına karşı çıkan ahlaksızlardan, müslümanların öğrenecekleri hiçbir şey yoktur..

Kadını ikinci sınıf da değil, sıradan bir madde gibi görenler, bize “kadının değeri”ni öğretmeye kalkışamazlar..

İslam dinine olan kinlerini, “Ders kitaplarında, kadın erkek ilişkilerindeki flört gibi tercihlere radikal İslamcı gözüyle bakılmış” ifadeleri ile açığa vuranlar, Milli Eğitim’den cevaplarını almasalar da.. Diyanet’ten tokadı yemeseler de.. Zümrüt hanımdan bir zılgıt işitmeseler de.. 

Biz burdan kendilerine hatırlatmış olalım..

Sizin “flört” dediğiniz, övdüğünüz, desteklediğiniz ilişkinin sonu, İşte Ahmet Kural-Sıla ilişkisindeki şiddettir..

O ilişkinin ara dönemindeki Sıla-Onur ilişkisindeki pespayeliktir..

Kadınların kullanılıp, sanki bir çamaşırı çıkartıp atmış gibi, kenara atılmasındaki ahlaksızlıktır..

Kadını ikinci sınıf varlık olarak görme zihniyetindeki vicdansızlıktır..

Kadına hiçbir hak tanımayan, onu kullanan ve işi bitince sokağa atan namussuzluktur..

İslam, kadın ile erkeğin ilişkisine, mutlaka ve mutlaka bir nikah ile izin verir..

Nikahın ne demek olduğunu da, erkeğin üzerine yüklediği sorumlulukları da, öğrenmek isteyen var ise..

Milli Eğitim’in okullarda okuttuğu ders kitaplarına bir bakıp öğrensinler..

Kimse.. Kendi ahlaksızlığını, İslam’a yamamaya çalışmasın.. İslam’ın kadın hakkındaki tanımı şudur: “Cennet annelerin ayakları altındadır.”

Gerisi boş laftan ibarettir.

Diğer Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close