Yazarlar

İran’ı kuşatmaya çalışan ABD’nin Türkiye ile ilişkilerinde yumuşamasının sebepleri

“Sovyetler tehlikesi geçti artık güç bizde Türkiye’ye ihtiyaç kalmadı” kabilinden bir anlayışla ABD son dönemlerde Türkiye’yi her alanda dışlamaya başlar.

Bu karşı tavrın asıl sebebi, Erdoğan’ın öncülüğündeki hükümetler döneminde dünyadaki değişim ve dönüşümler karşısında Türkiye’nin verilen rolleri yerine, kendisinin de içinde yer alacağı yeni küresel sistem içinde aktör olarak yer almak istemesidir.

Türkiye yeni dış politikasında, ABD’nin tek hakim güç olma uğruna ABRusya ve Çin arasında kızışan restleşme ve cepheleşmede taraf olmama veya bu ülkelerden herhangi birinin mutlak şekilde yanında yer alma, diğerine karşı olmama gibi bir teslimiyet veya karşı tavır politikaları yerine her kesimle barışık ve her kesimle yeni ekonomik ilişkiler, stratejik ve enerji projeleri konularında yakınlaşma ile ortaklık temelinde yeni savunma konseptleri oluşturmayı dış politikasının temel görüşü olarak benimsemiştir.

ABD ise NATO içindeki en sadık ve itaatkâr müttefiki olan Türkiye’yi, bu yeni politikaları yerine kendi politikalarına teslim olmayı ve verilecek rolleri kabullenmeye zorlayan baskıcı bir tavır içine girmesiyle başlayan gerilimler krizlere dönüştü.

ABD, ekonomimizi zayıflatmak ve Türkiye’yi yalnızlaştırma ile Suriye’nin kuzeyinde Türkiye’yi kuşatmaya alma girişimi odaklı terör örgütlerini devletleşme girişimleri devreye sokuldu. 

Başkan Erdoğan’ın cesaretli tutumu ve karşı direniş politik tavrı bu kötü gidişin seyrini değiştirdi ve ABD yavaş da olsa yanlışlarından dönme sinyalleri vermeye başladı.

ABD’NİN TAVRINI DEĞİŞTİREN KARŞI DİRENİŞ 

ABD, Türkiye’nin son dönemdeki bağımsız politikalarından duyduğu rahatsızlığından kaynaklanan bir karşı politik tavırla haddini aşan tehditlerine karşı geri atmayan Türkiye mütekabiliyet ilkesine göre karşılık vererek direnişini sürdürürken, her zaman diplomatik kanalların kapılarını açık tutmayı da ihmal etmemiş ve sürekli ABD’yi uyaracak müttefikliğin hukukunu hatırlattı.

Türkiye, sabır ve kararlılıkla ABD destekli kuşatmanın piyonları olan PKK, YPG/PYD terör örgütlerini şanlı ordumuzun güçlü operasyonlarıyla büyük ölçüde bertaraf etmeyi başardı. 

Bölgesinde ve dünya genelinde Suriye’deki operasyonlarının yanında Suriye’nin geleceği konusundaki diplomatik girişimleri ve uluslararası zirvelerdeki politik tavrı dünya başkentlerinde takdir toplayan ülke olarak Türkiye, yön veren politik pozisyona gelmesi ABD’nin tavır değiştirmesinde önemli rolü olmuştur.

ABD ve uydusu devletlerin Türkiye’ye karşı silah ambargolarını aşmak üzere milli savunma projeleri konusunda seferberlik başlatan TürkiyeNATO’ya bağımlılığını azaltmak ve sözde müttefiklerine muhtaç kalmayacak şekilde milli ve yerli silah üretiminde önemli mesafeler almaya başladı. 

ABD’nin tüm itiraz ve tehditlerine rağmen, Rusya’dan aldığı S-400 füze anlaşmasından vazgeçmedi.

ABD’nin tüm baskılarına rağmen İran’a yönelik yaptırımlara uymayacağını ilan etti. Münbiç konusunda sözünü tutmayan ABD’ye son uyarılarını yaparak Fırat’ın doğusundaki terörist kamplarını hedef alan Türkiye’nin kararlılığını gören ABDyönetimi, terörist unsurları Münbiç’ten çıkmaya ikna etti ve Türk – ABD ortak devriye faaliyetlerine başlandı.

Türkiye,ABD’yi terör örgütleriyle iş tutma yanlışından vazgeçmeye ve bölgeyi terörden arındırma konusunda Türkiye ile işbirliğine girme önerisine nihayet kulak verdi daha doğrusu vermek zorunda kaldı.

ABDTürkiye’ye rağmen bölgede istediği rolü oynayamayacağı gibi terörist çapulcularla bir yere varılamayacağını sonunda anlamış olacak ki, hatalarını düzeltme adına birbirini takip eden olumlu kararlar almaya başladı.

5 Kasım’da ABD’nin yeni yaptırımları yürürlüğe girdi. ABD, İran konusunda geri atmayan Türkiye’nin yaptırımdan muaf tutulduğunu açıkladı.

Ayrıca, ABD Hazine Bakanlığı, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’e yönelik yaptırımları kaldırdı. Türkiye, mütekabiliyet çerçevesinde ABD Adalet Bakanı ile İç Güvenlik Bakanı’na getirdiği yaptırımları kaldırdı.

Türkiye ile ABD arasında iki bakanla ilgili yaptırım krizinin çözülmesinin ardından F-35 savaş uçağı programıyla ilgili sorunun da bu ayın ilk yarısı içinde aşılması bekleniyor. Olağanüstü bir gelişmenin ortaya çıkmaması durumunda ilk F-35, Kasım 2019’da Türkiye’ye getirilecek.

Teröre verilen destek, FETÖ ve diğer konularda da bazı gelişmeler yaşanacağı ihtimal dahilindedir.

Bütün bu gelişmeler Türkiye ile AB arasında yeni bir dönemin başlayacağını göstermektedir.

Ancak önemle ifade etmek isterim ki; krizlerin aşılması ve yeni bir döneme başlanıyor olmasında Başkan Erdoğan’ın cesaret, feraset ve basiretinin eseridir.

Ancak, her şeye rağmen yine de tedbiri elden bırakmamalı.

Çünkü Trump ve ekibi yalan ve oyalayıcı politikalar konusunda oldukça mahirdir.

Oyuna gelmemek ve ters köşe olmamak için daha dikkatli olmaya mecbur olduğumuz hesaplanmalı ve hatırdan çıkarılmamalı…

Diğer Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close