Yazarlar

Dünya İstanbul’da gerçekleşen ‘Dörtlü Zirveyi’ konuşuyor

Mart 2011’den bu yana devam eden Suriye krizine çözüm için Başkan Erdoğan’ın daveti üzerine Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Almanya Başbakanı Angela Merkel ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, İstanbul’da bir araya gelmeleri ile gerçekleşen o tarihi zirvenin yankıları devam ediyor.

Çünkü; dünya basınında geniş yankı uyandıran o zirve, hem diplomatik hem de siyasi bir başarıdır.  

Bu buluşmayı daha önemli kılan ise ABD’nin başını çektiği ‘Small Group’un düzenleyeceği ‘Suriye’nin Geleceği Toplantısı’na Türkiye’nin çağrılmamasına karşı İstanbul’da bu dörtlü zirvenin gerçekleşmiş olmasıdır.

‘Dörtlü Zirve’de dört ülke, Suriye’nin toprak bütünlüğünde hemfikir olduklarını ortak basın toplantısında ifade etmeleri ve bu ortak görüşün sonuç bildirgesinde yer almış olması ise ABD’ye bir meydan okuyuşu niteliğinde olmuştur.

Çünkü, ABD başta olmak üzere emperyalist güç odakları Suriye’de faklı etnik kökenler, dini ve mezhebi farklılıklar üzerinde yeni bir devlet modeli planları hazırlandığını son zamanlarda yüksek sesle seslendirildiği gibi bu yönde çalışmalar yaptıkları bilinmektedir.

ABD, Türkiye – Rusya ve İran’ı devre dışı bırakma girişimi başarısız kaldığı görülmektedir.

Kendisi dışında da yeni bir işbirliği oluşmaya ve bunun bir güce dönüşmeye başladığını görmüş olmalı ve dışlayıcı olduğu kadar uzlaşmacı olmayan politikalarının değişime zorlanacağı ihtimal dahilindedir.

Kısacası Başkan Erdoğan, ‘small grubu’na davet edilmemesini eleştirerek bir karşı hamleyle İstanbul’da Rusya, Almanya ve Fransa’nın da katılımlarıyla dörtlü zirve gerçekleştirmiş olması hem siyasi hem de diplomasi bakımından çok anlamlı bir başarıdır.

Ayrıca; ‘Small Group’ toplantısı öncesi İstanbul’da ‘Dörtlü Zirve’nin gerçekleşmesi Suriye’nin geleceği adına yapılacak tüm görüşme, buluşmalar ile konferanslar için de mesaj olmuştur. 

ABD, YENİ ARAYIŞLARI 

VE ‘SMALL GROUP’

‘Small Group’,  ABD’nin Ortadoğu politikalarına ortak etmek istediği 7 ülkenin katılacağı bir yeni oluşumun adıdır. 

Ancak bu 7 ülke içinde ABD’nin politikalarına karşı olan ülkeler de vardır. Almanya ve Fransa bunların başında gelmektedir.

Bütün bu buluşmalar ve zirveler Suriye üzerinden Ortadoğu’nun yeniden kendi çıkar politikalarına göre şekillenmesi için kendi aralarında gizli ve kirli pazarlık mücadelelerinin devam etmekte olduğunu göstermektedir. 

Bu gizli pazarlıkların devamı niteliğinde ‘Suriye’nin geleceğinin konuşulacağı ‘small grubu’ toplanacağı Ekim 2018’de ilan edildi.  

Öncülüğünü ABD’nin yapacağı bu buluşmaya Mısır, Suudi Arabistan, Ürdün, İngiltere, Almanya ve Fransa davet edildi. 

ABD, bölgeye yönelik hakimiyet ve sömürü yapılanması politikalarına çanak tutmayan bölgenin en etkin ülkeleri olan aynı zamanda Suriye’de aktör olarak bulunan Türkiye, İran ve Rusya’yı devre dışı bıraktı. 

Ancak bu dışlama İstanbul’daki ‘dörtlü zirve’yle cevapsız bırakılmadı.

SURİYE’NİN GELECEĞİ VE TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜ 

ABD, small grubu’nda Suriye’nin Kuzeyinde oluşturmaya çalıştığı adı ‘Kürdistan Eyaleti’ ancak gerçekte ise ABD’nin kontrolünde ‘Terör Devleti’ projesini katılımcı ülkelere dayatmaya hazırlanırken, Başkan Erdoğan’ın ev sahipliğinde İstanbul’da gerçekleşen ve Putin, Merkel ile Macron’un katılımlarıyla gerçekleşen dörtlü zirvede, ‘Suriye’nin toprak bütünlüğü’ konusundaki ortak karar ABD’ye bir meydan okuyuş oldu. 

Kısacası, Başkan Erdoğan’ın çağrısıyla Suriye’nin geleceği için tarihi bir adım atılmış oldu.

Bu tarihi zirvede, “Silahlı değil, siyasi çözüm” temelinde ‘Suriye’nin toprak bütünlüğü, terör unsurlarıyla mücadele ve yeni bir anayasa oluşumu ile Suriye’nin geleceğine Suriye halkının karar vermesi” gibi Suriye’nin geleceği açısından hayati önem taşıyan ve ‘Astana süreci’nde belirlenen ilkeler de, Türkiye ve Rusya’nın yanında AB’nin lokomotif ülkeleri Almanya ve Fransatarafından da kabul edilmiş oldu. 

Kısacası, AB bu iki ülke üzerinden sürece katılmış oldu. Çin zaten sürece başından beri destek veren ülkelerden biridir.

Böylece bu ortak görüşler,  yerelde ve bölgede olan aktör ülkeler ile ‘Uluslararası Toplum’ için de yol gösterici olacaktır.

Dörtlü zirvede Türkiye, kendi güvenliği ve bölgesel çıkarları konularında muhataplarını bilgilendirme fırsatı buldu. Ayrıca ortak basın toplantısı ve sonuç bildirisindeki satır aralarında  ABD’ye “atacağın her adım ve başlatacağın her girişimde bizi ve kararlarımız hesaba katmak zorundasın. Aksi halde başarı şansın yok”şeklinde derin bir uyarı mesajı gönderilmiş oldu.

Tek kelimeyle, çok anlamlı ve faydalı olan bu zirve, Başkan Erdoğan’ın şahsında Türkiye için hem diplomatik hem de siyasi bir başarıdır.

Diğer Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close