Yazarlar

AK Parti-MHP tartışmasında, bölüşülemeyen ne?

AK Parti ile MHP arasındaki ittifak çatırdıyor mu?

Çatırdama, sadece yerel seçim ile mi sınırlı, yoksa TBMM’ye getirilecek kanun tekliflerine de sirayet eder mi?

Çatırdama sonrasında tamamen birbirinden kopuş da sözkonusu olursa, muhalefette yer alan CHP’si ile, MHP’si ile, İyi Partisi ile, HDP’si ile, SP’si ile, hepsi birlik halinde hareket etmeye başlayabilirler mi?

Yoksa..

2015 Haziran seçimlerinden sonra yaşadığımız gibi, hepsi farklı noktalardan işi kendi lehlerine çevirmek isteyip, netice alacak hiçbir harekete imza atmadan, boşa kürek mi sallarlar?

Ben tespitimi yapayım, tahminde bulunmak size düşsün..

2015 Haziran seçimleri sonrasında, muhalefette iki zıt kardeşler vardı..

Biri MHP.. Diğeri HDP..

Bu iki zıt kardeş, şimdi de var.

Bir de bunlara, MHP’nin içinden çıkan İyi Parti eklendi..

Böylece, AK Parti’nin yanından ayrılan MHP’nin birlikte olamayacağı parti sayısı ikiye çıktı..

MHP’nin PKK’nın uzantısı konumundaki HDP ile yan yana gelmesi ne kadar zor ise..

İyi Parti ile yan yana gelmesi de, o kadar zor..

İyi Parti milletvekillerinin, MHP’ye geçmesini anlarım da..

İki partinin varlıklarını sürdürerek, TBMM’de birlikte hareket etmelerini, anlayamam.

Dolayısı ile, dünkü grup toplantılarında karşılıklı olarak sarfedilen sözlerin gerçek hayatta da karşılık bulması halinde..

Yani ayrışma yaşanması halinde, MHP’yi zor bir süreç bekliyor..

AK Parti de zorlanabilir ama..

Esas sıkıntıyı, MHP çeker..

Oysa..

AK Parti ile MHP’nin anlaşamadıkları konuları şöyle bir sıralayacak olursak..

Aralarında hiç de hayati bir konu olmadığını göreceğiz..

Nedir tartışılan konular?

Af konusu..

Bir de ant konusu..

Nedir bu konular, “Olmazsa olmaz” denilebilecek konular mı?

Af dediğimiz şeyi..

Bir parti için, vazgeçilmez icraat olarak düşünmek mümkün mü?

Cezaevindeki şartların iyileştirilmesi diye seçmene vaadde bulunulur da..

“Bana oy verirseniz, cezaevindeki insanları tahliye edeceğim” diye seçmen vaadi mi olur?

Ki..

MHP, bu konuya taktı?

Kaldı ki..

Af konusunda da, konu geldi, uyuşturucu sanıkları kapsam içinde olsun mu, olmasın mı noktasında düğümlendi..

Tayyip Erdoğan, “Bunu yapamayız” diyor..

MHP, “Biz uyuşturucu belasının ne zararlara yol açtığının farkındayız” diyor..

O zaman sorun ne?

Af olarak nitelendirilen, gerçekte şartlı tahliye kurallarında değişiklik öngören kanun teklifinde, cezaevindeki 50 bin uyuşturucu tutuklusunu/mahkumunu kapsam dışına alırsınız..

Tartışma biter..

Ama..

Taraflar birbirlerinden rahatsızlar da..

Kavga edecek konu arıyorlar ise..

Diyecek bir şeyim yok..

PKK’ya karşı en ciddi mücadelenin verildiği bir süreçte..

MHP, AK Parti’nin devrilmesinden sonra PKK ile mücadelenin daha iyi yapılacağına yönelik bir kanaati var ise..

Yapılacak bir şey yok..

Tamam, MHP’nin uyuşturucu suçundan yargılananlarla, cezaevinde olanlarla bir ilgisi yok..

Ama..

Onları teklif dışına çıkartmama yüzünden yaşanacak bir kopuşun, ister istemez o yönde bir algıya (haksız da olsa) sebebiyet vereceğini de görmeleri gerekir..

Uyuşturucu sanıkları kapsam dışına çıkartıldıktan sonra da..

Şartlı tahliye teklifi kabul görmez ise..

Bu da dünyanın sonu olmasa gerek..

MHP’yi seçmen karşısında zor duruma düşürecek bir gelişme olmasa gerek..

Diğer tartışma kaynağı ne?

Ant meselesi..

MHP’li yöneticiler, ant meselesini bazı başlıklar altında sorguladıkları takdirde, kurulan kumpası rahatça görebilirler..

Davanın açılma tarihi 2013.

Danıştay 8. Dairesi, bu davayı 5 yıl bekletiyor..

Yani, önemli görmüyor..

Önemli görse, yürütmenin durdurulması talebi var..

Onu kabul eder..

Kabul etmiyor..

“Kanuna açıkça aykırılık ve telafisi imkansız zarar yoktur” diyor..

MHP’nin, bugün için anda yüklediği anlam, Danıştay 8. Dairesi’ndeki iptalci hakimler nezdinde de geçerli olsa idi..

O daire çoktan, “Hem kanuna aykırılık çok açık. Hem de çocuklar sınıfları geçiyorlar.. Her sene 1 milyon öğrenci sınıf atlıyor.. Gecikilen her yıl, 1 milyon öğrencinin ant okumadan ilkokul aşamasından çıkması demek.. O öğrencileri tekrar ilkokula geri çevirip, ant okutmak da mümkün değil.. O halde.. Telafisi imkansız bir zarar da vardır.. Yönetmelik değişikliği işleminin yürütmesinin durdurulmasına” der..

Olayı 4 sene öncesinden çözer, sonrasında da iptal kararını verirdi.

Ama 8. Daire’nin üyeleri, çok net bir karar ile, “Kanuna aykırılık çok açık değil.. Telafisi imkansız zarar da yok” demiş..

Bunu dedikten sonra..

5. yılın bitiminde..

İşlemin iptal edilmesi, MHP’ye kurulmuş bir tuzaktır..

MHP bu tuzağa düşmemelidir..

Bir açıdan daha, ant konusundaki tuzağı tespit edelim..

Ne diyor solaklar?

“AK Parti yargıda kadrolaştı..”

“Sadece yerel mahkemelerde değil, Yargıtay ve Danıştay’da da kadrolaştı..”

Peki, son ant kararında, karşımızda duran tablo nedir?

4 üye, “AK Parti’nin ant kararının iptali gerekir” şeklinde oy kullanıyor. Sadece bir üye, “Ant uygulamasının sonlandırılması, idarenin takdirindedir” diyor..

 Böyle bir tablo karşısında, solakların “AK Parti yargıda kadrolaştı” suçlamasının kesinlikle yanlış olduğu ortaya çıkmış oluyor mu?

Oluyor..

Dört üye birlikte.. AK Parti’nin en önemli icraatlarından birisine, “Hukuka aykırı”diyorsa..

Bu isimlerin, AK Parti karşıtı olduklarını, açıkça söylemek mümkün mü?

Mümkün..

Böyle bir durumda, MHP’nin, ittifak yaptığı AK Parti’yi yalnız bırakması doğru olur mu?

Yargı cenahından, böylesi bir konjonktürde dahi, AK Parti’ye tuzak kuruluyor ise..

Ant konusunun içeriğine, kapsamına, neyi getirdiğine, neyi götürdüğüne hiç bakmadan..

“Burda kurulan tuzağa, biz alet olamayız” denilmesi gerekmez miydi?

Diğer Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close