Yazarlar

Hukuk dışı bir operasyon ve buharlaştırılan bir gazeteci

Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkonsolosluk binasına girdikten sonra kaybolan ve öldürülmüş olmasından şüphelenilen Washington Post gazetesi yazarı Suudi Arabistan vatandaşı Cemal Kaşıkçı’nın akıbetihâlâ meçhul. 

Kaşıkçı, Türk nişanlısı Hatice Cengiz ile evlenebilmek için resmi işlemlerini gerçekleştirmek ve evraklarını teslim almak amacıyla 2 Ekim saat 13:00 sularında Suudi Arabistan’ın İstanbul 4. Levent’teki Başkonsolosluk binasına giriş yaptı. 

Ancak konsolosluktan çıkışını ispatlayan en küçük bir emare yok.

İhbar üzerine Türk emniyet yetkilileri konsolosluğun bulunduğu bölgedeki kamera görüntülerini inceleme altına aldı ve Kaşıkçı’nın konsolosluk binasından çıkmadığı iddiaları  doğrulanmış oldu.

Tek kelimeyle Kaşıkçı buharlaştırıldı.

Şimdi herkes,  “Nerede ve nasıl kayboldu? Hayatta mı yoksa öldürüldü mü?sorusuna cevap arıyor.

Olaya sonuçlarından çok sebepleri üzerinden gidilir ise, “Neden?” sorusuna cevap bulmak kolaylaşmış olur.

Ayrıca, Kaşıkçı’nın kim olduğu ve kimler için ne anlam ifade ettiği, vatandaşı olduğu S. Arabistan rejimine yönelik eleştirileri irdelendiğinde ise ona yönelik bu operasyonun asıl sebepleri ortaya çıkmış olacak.

KİMDİR VE NEDEN 

HEDEF OLDU

Önce Kaşıkçı’nın kim olduğuna bakalım.

Sıradan bir gazeteci olmadığı gibi etkili bir ailenin mensubu ve derin ilişkileri olan deneyimli, bir o kadar da birikimli bir gazeteci. 

Arap dünyasında ve özellikle Suudi Arabistan ile ilgili konularda yayın yapan İngilizce basında oldukça tanınan bir isim.

Suudi Arabistan’da uzun yıllar boyunca editörlük ve ülkenin eski istihbarat başkanı Prens Türki bin Faysal’a danışmanlık yapan Kaşıkçı, son yıllarda Suudi Kraliyet Ailesi ve Veliaht Prens bin Selman’a karşı eleştirel bir tavır takınmasından dolayı tutuklanma endişesiyle yaklaşık bir sene önce ABD’ye taşınmıştı.

Kaşıkçı,  aynı zamanda Washington Post gazetesinin de yazarı. Riyad yönetiminin bölgedeki politikalarını eleştiriyordu. 

Yemen’de devam eden iç savaş ve yıkımdan Suudi Arabistan’ı sorumlu tutan Kaşıkçı, aynı zamanda Riyad yönetiminin Kanada ile girdiği polemikte ve Lübnan Başbakanı Saad Hariri’nin istifaya zorlanmasında Suudi yönetimini sert bir dille eleştirmişti.

Olayı anlama adına ben de Kaşıkçı’yı araştırdım. Açıklamaları, röportajları ve eleştirel yorumlarını araştırdım. Bu operasyonun alamet-i farika’sı bana göre şu; 

Halkların iradesine rağmen sürdürülen otoriter ve totaliter yönetimlerin varlığı ve meşruiyeti sorguladığı için Cemal Kaşıkçı bu operasyona muhatap edildi.

2011’de Arap ülkelerini sarsan isyanlar sırasında Riyad’da Alman Der Spiegel dergisine konuşan Kaşıkçı“Mutlak monarşinin devri bitti. Tek çare demokrasi” sözleri içselleştirilmediği için hedef seçildi.

Bütün bu bilgi notları ve operasyonun şekli ile yöntemleri dikkate alındığında bu hukuk dışı operasyonun S. Arabistan yönetimi tarafından düzenlendiği anlamak zor değildir.

TÜRKİYE ÜZERİNE DÜŞENİ YAPMAYA ÇALIŞIYOR

Kaşıkçı’nın eski bir arkadaşı olduğunu söyleyerek, “Ben de bu işin takibindeyim. Kovalıyorum. Buradan çıkacak sonuç neyse bunu bildireceğiz”şeklinde konuşan Başkan Erdoğan,“Eğer çıkmışsa bunu siz görüntülerle de olsa ispat etmek durumundasınız, ispat edeceksiniz” diyerekS.Arabistan’a hem uyarı hem de çağrıda bulundu.

Elbette Suudi yönetimiyle ilişkiler çok önemli ancak ülkemizde diplomatik temayüller ve hukuk dışı operasyona göz yumma gibi bir niyeti yok ve de olamaz.

Türkiye, kendi topraklarında diplomatik dokunulmazlığı olan konsolosluk binasında hukuk dışı operasyon düzenlenmesini karşılıksız bırakmayacağına işaret ediyor.

BAŞ SORUMLU 

SUUDİ YÖNETİMİ

Bu operasyon, Türkiye’nin yanında uluslararası kuruluşlar tarafından da ciddi anlamda sorgulanıyor. 

Kaşıkçı için şu ana kadar ABD ve Avrupa Birliği ile Birleşmiş Milletler’den (BM)tepki açıklamaları yapıldı.

Diplomatik dokunulmazlığı kullanılarak, kendi vatandaşına hukuk dışı operasyonlar düzenlenmekle suçlanan Suudi yönetimi birinci derecede sorumlu olması hasebiyle iddiaları ispatlamak zorundadır.

S. Arabistan işi zamana yayma, soğutmasını ve unutulmasını planlamış olsa da uluslararası tepkiler artarak devam ediyor ve de edeceğe benziyor.

Ancak Suudi yönetimi, bu konuda çok ciddi itibar ve güven kaybetmeye devam etmektedir.

Türkiye ile ortak bir araştırma komisyonu kuralım önerisi ise, oyalayıcı bir girişim olduğu açıktır. 

Diğer Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close