Yazarlar

Rahip John

Brunson  serbest, ama bu arada 37 ay 15 güne hüküm giydi. Yattığı süre göz önünde tutularak serbest bırakıldı. Hem ceza verilerek Türkiye kendi pozisyonunu korumuş olacak, öte yandan serbest bırakılarak Brunson  üzerinden Türkiye ile ABD arasındaki gerilim sonlandırılacaktı. Beklenen gibi oldu. Ama ben konuya bir başka açıdan bakmak istiyorum. Olayın aktüel boyutu zaten bugün bütün medyada yazılıp-çiziliyor.

Rahip John’u bilir misiniz diyeceğim ama, bilen bilir de genel anlamda herkes çok daha önemli işlerle uğraşıyor (!?), daha önemli isimleri ezberliyor. Futbolcu isimleri daha önemli. Hicri yılları bile sayamaz gençler ya da futbolcu adı bildikleri kadar sahibe adı bilmezler bizim “eğitimli” cici çocuklar.

Rahip John’u bilmesek de Rahib Brunson’u biliyoruz artık.

Ve Brunson serbest. Ve tabi şimdi muhalefet boş durmayacak, kızılca kıyamet kopacak. Suçlu ise niye bıraktın, suçlu değilse niye şimdiye kadar tuttun.. Bakalım şimdi Dolar ne yapacak? Halk Bankası sorunu çözülecek mi? Biz onların papazını verdik, onlar bizim papazı verecek mi? Tartışma bu seviyede sürüp gidecek.

Rahip John aslında bütün bunlardan daha önemli bir kişilik.

Öte yandan, aslında bütün misyonerler biraz ajandırlar.  Cizvitler, “İsa Tarikatı” adıyla anılan bir Hristiyan tarikatı. Hristiyan olmuş eski bir İspanyol askeri olan Ignacio de Loyola tarafından 1534’te kurulmuştur. Bu tarikat günümüzde halen etkindir. Hristiyanlığın yayılmasında ve sömürgecilikte büyük pay sahibidir. Pek çok tanınmış kişi Cizvit’tir. Voltaire, Diderot, James Joyce bunların eğitiminden geçmiş bazılarıdır. Bazıları daha sonra bu tarikatın öteki yüzünü itiraf etmişlerdir. Türkiye’de “İsa’nın Askerleri” adıyla bilinen Cizvitler misyonerlik ev eğitim alanına yoğunlaşmışlardır. 

Cizvitler Osmanlı’dan beri ülkemizde aktiftirler. İstanbul’daki laik Fransa’nın kolejleri çoğunlukla Cizvit okullarıdır. Mesela St. Benoit, St. Joseph, St. Louis, Notre Dame de Sion bunlardan bazıları.

Katolikler Vatikan devletine bağlı. Dindar bir Katolik Papa’nın ve onu temsil eden kardinallerin verdikleri görevleri yapar. Mesela Tapınakçılar bu gruptandır. Protestanların büyük bir bölümü zaten Truva atı. Mason locaları da öyle değil mi? Hani şu “Galatasaray Sultanisi” var ya, pek konuşulmaz ama o DP’nin kurucu genel başkanı, namı diğer “Galib Hoca” olan Celal Bayar’ın da mezunu olduğu Alliance İsrailiete’nin devamıdır. Bu okulu da laik Fransa fonluyordu.

Brunson’u bu kadar önemli kılan neydi biliyor musunuz, tam da ABD’deki Kasım seçimlerinde Trump’ın Evengalishlere bir zafer armağan etmesi, Türkiye’nin elinden o rahibi kurtarması gerekiyordu.. Protestan literatürde Türkler, Yecüc Mecüc (Gog-Magog) soyundan gelen Anti Chirist yani Deccal’in içinden çıkacağı kavimdir. Brunson , bunların elinden kurtarılması gereken “Rahip John”dur.

Tarihiniz.com’da bu konuda özetle şu bilgiler verilir: “Evet, bu önemli bir söylence. Çünkü: Avrupa’da 12’nci yüzyıldan 17’nci yüzyıla kadar, doğruluğuna tamamen inanılmış, ancak gerçekliği ispat edilememiş bir söylence. Batılılar, bu efsanenin gerçekliğine öyle inanmışlardı ki, sanırım bizim de bir nebze olsun bu konuda bilgi sahibi olmamız gerekir diye düşündüm ve bunu yazıyorum.

Evet; Müslüman ve pagan (putlara tapan) Doğu’nun tam ortasında, bir rahip kral önderliğinde, Hıristiyan ulus yaşamaktadır. Evet, bu rahip kralın ismi John. Rahip John; son derece varlıklıdır. İçi; altın ve gümüş dolu derelerin ve gençlik çeşmesinin bulunduğu bir ülkenin kralıdır. Elinde, saf zümrütten bir asa taşır. Zengin hazinesinde, tüm bölgeleri görebildiği bir de ayna bulunmaktadır. Bunlardan; Avrupalıların, başlarda haberi yoktu. Ama rahip John; Papa’ya elçiler gönderdi, mektuplar yazdı. Kendisinin inançlı bir Hıristiyan olduğunu, ülkesinde bilinmedik çok çeşitli hayvan ve doğaüstü yaratıklar bulunduğunu, 200 yaşına dek yaşayan insanlar bulunduğunu bildirdi. Papalık ise, bu ülkenin; Hindistan’da bulunduğu söylendi. Sonra; hayır, Habeşistan’da dendi. Sonra: Asya’nın merkezinde bulunduğuna karar verildi. Ve bu Hıristiyan güçlerle birleşip, İslam ordularını yenmeyi düşündüler. Rahip John’a yardım bahanesiyle, 1217 yılında, 5’nci haçlı seferini başlattılar. Avrupa’da bu söylentiye, 400 yıl boyunca inanılmış ve çeşitli yazarlar tarafından işlenmiş.”

Hani şu sizin bildiğiniz şu “Tarzan” filmleri var ya, aslında onlar Rahip John’un izini sürerken kaybolan beyazların hikâyesini anlatır.

Tabi Rahip John’un ülkesini ararken kaybolan rahipleri arayanlar. Onların gittikleri o kayıp ülkeleri bulmak için yola çıkan kaşifler, hazine avcıları ve onların peşinden giden maceraperestler.. Birileri hazine avına çıkarken, kâfirler ülkesine Hz. İsa’nın müjdesini ulaştırarak, onları kurtarmaya çalışan misyonerler ve yağmacılar, haçlılar..

Brunson  Hristiyanların şuuraltındaki Rahip John efsanesi ile ilgili hikâyelerin çağdaş versiyonu gibidir. Bakın, tek bir Brunson  yok, Brunson lar yıllarca ellerini kollarını sallayarak bu işleri kotardılar. Aslında McKinsey’in Türkiye’de sosyal siyaset planlanması konusunda CIA’ya danışmanlık yaparken bu ilişkiler ağı da örgütlenmişti. Soros’un da böyle bir ağı vardı ve bugün o ağın uzantıları hâlâ içimizde değil mi? Tek başına Brunson ’a en ağır cezayı verseniz ne yazardı ki, hal böyle olunca. Türkiye ele geçirdiği bu “ajan”ın değerini, Trump’ın o büyük ilgisi ve ısrarı ile anladı gibi. Trump da kendini kanıtlamak ve kendine kafa tutan Türkleri dize getirip, ülkesinde oyuna ihtiyaç duyduğu Everngalish’lere bir zafer armağan etmek için kendine uygun bir malzeme bulduğu inancı ile hareket etti sanki. Rahip Brunson  önemli ya da sıradan, hatta zavallı biri de olabilirdi, ama bu süreçteki tavır ve üslup değişmeyecekti. Kimse daha fazla germek de istemiyor, ipin ucunu bırakmak da.. Trump için bu işin Kasım seçimlerinden önce bitirilmesi gerekiyordu. Ankara’nın da yerel seçim öncesi benzer kaygıları var.

Öte yandan; Ankara eğer isterse ülkede, özellikle güney sınırımız boyunca yeni ve yerli Brunson ’lar bulmak hiç de zor değil.. Brunson ’un kilisesine PKK ve FETÖ’cülerin gelip gittiği söyleniyordu. Bakın batıdan gelen misyonerler hep böyle davrandılar. Bayan Mitterand geldiğinde de bu böyle oldu. Bugün batıdaki kiliselerde de hâlâ bu işler böyle. Bu kiliseler de ötekilerin devamı, parçası.

Sahi Trump’ın bu kadar önemsediği Rahib Brunson ’a diğer Hristiyan ülkeler neden bu kadar değer vermediler, hiç düşündünüz mü?

Neyse dava sonuçlandı. 3 yıl, 1 ay 15 gün hüküm verildi. Gözaltı süresi düşüldü ve tutukluluk hali sona erdi. Adli kontrol kaldırıldı. Ne şiş yandı ne kebap. Hem serbest kaldı, hem de ceza aldı. Bakalım bundan sonra ne olacak! 

Selam ve dua ile.

 

Diğer Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close