Yazarlar

Bakanlar şikayetçi değil, solcular niye rahatsız oldu?

Tarih 8 Ekim 2017. 

Takriben bir yıl öncesi..

ABD Büyükelçiliği açıklama yapıyor:

“Son zamanlarda yaşanan olaylar, ABD Hükümeti’ni, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nin ABD Misyonu’nun tesisleri ve personelinin güvenliğine ilişkin taahhütlerini yeniden değerlendirmek zorunda bırakmıştır. Söz konusu değerlendirme sürecinde, Büyükelçiliğimiz ve Konsolosluklarımıza gelen ziyaretçi sayısını en aza indirmek amacıyla, şu andan itibaren geçerli olmak üzere, Türkiye’deki tüm ABD diplomatik misyonlarındaki göçmen olmayan vize hizmetleri askıya alınmıştır!”

Hemen ardından, Türkiye’de kıyamet kopmuş gibi yorumlar geldi. 

Özellikle Gezi kafalılardan..

Sanırsınız ki, nefes borunuz kapatılmış.. 

Oksijensiz kalıyorsunuz..

ABD olmadan, zinhar yaşayamazsınız..

Ama ilk şok sonrası..

Birkaç saat içinde..

Türkiye misillemede bulundu..

Benzer şekilde ABD vatandaşları için vize işlemlerini askıya alma kararı, Türkiye’den geldi.. 

Bu misillemeye de, yorumlar geldi: “Ne komik.. Adamlar koskoca ABD. Senin vizene ihtiyacı mı var?”

Burda bir soluklanalım..

Bu tartışma ne ile başlamıştı?

ABD İstanbul Konsolosluğu’nda çalışan Metin Topuz isimli kişinin tutuklanması ile..

Sonra ne oldu?

Üzerinden çok değil..

3 ay geçmişti ki..

ABD kararından vazgeçti..

Türkiye de, misillemesini geri çekti..

Bu üç ay içinde, ABD ne aldı?

Havasını..

Yani..

Hiçbir şey..

Geçen süre içinde, Metin Topuz tahliye oldu mu?

Hayır..

O zaman, niye vizeleri askıya aldı?

Sonrasında niye, vizeleri serbest bıraktı, eski sisteme döndü?

Bu konuda ABD’li yetkililerden ben bir açıklama duymadım..

Ama içimizdeki ABD avukatı solaklar açıklama yaparlarsa..

Onu da bu köşeden duyururuz..

Yeter ki..

Mantıklı bir açıklama olsun..

Sonra?

ABD’nin başka ülkelere sardığına şahit olduk.

Mesela İran’a.. 

Mesela Çin’e..

Mesela K. Kore’ye..

İran’la henüz değil ama..

Çin ile olumlu bir noktaya geldiler.

K.Kore ile de, “Çirkin şişman” hakaretinden, “el sıkışma”ya geçtiler..

O süre içinde, ABD bu muhataplarından acaba ne aldı?

Eski dünya düzeni olsa idi, “ABD bir şeyler almadan, kesinlikle el sıkışmaz”derdim ama..

Yeni dünya düzeninde, bu ihtimal biraz şüpheli…

Bir şey alıp alamadığı şüpheli ama..

ABD’nin oynak tavrı, artık tüm dünyada konuşulan bir dansözlük..

Artık kime sorsanız, ABD için, “Güvenilmez.. Bir öyle, bir böyle”değerlendirmesini, çekinmeden yapıyor..

Sonra..

Tekrar Türkiye’ye göz diktiler..

Rahip kılıklı casus üzerinden, tartışmaya girdiler..

Ne imiş?

“Tutuklu casus rahip bırakılmalı” imiş..

Kim bırakacak?

Kim bırakmalı?

Kim tutukladı ise, o..

Tutuklayan kim?

Türk mahkemesi..

Bırakmak gerekiyorsa, o bırakacak..

ABD, mahkemeden bir şey istiyor mu?

Hayır..

Onun isteği, Adalet Bakanı’ndan..

İyi de..

Affedersiniz yani..

Biz FETO’yu istediğimizde..

Geciktirdikleri için, itiraz ettiğimizde..

ABD’li yetkililer ne diyorlar: “Bizde bu kararı verecek olan siyasiler değil, yargıdır.”

Bunu diyor ve sonrası ile ilgili açıklama bile yapmıyorlar.

“Git mahkemeden öğren” demeye getiriyorlar..

Aynı şeyi..

Biz de casus rahipte yaşıyoruz..

Adalet Bakanı ne desin, bu casusun tahliyesi ile ilgili?

Bakanın yetkisinde olan bir şey değil ki…

Mahkeme verecek kararı..

“Git mahkemeden, öğren, son durumu” diyelim..

İtiraz ediyorlarsa..

Kendilerinin, “FETO ile ilgili verdikleri cevaba yollamada” bulunalım..

Dünya küçük..

Böyle karşılaşıyoruz işte..

Aynı gerekçelerle..

Birisinde ABD önümüze koyuyor, “Mahkemenin işi” diye.

Diğerinde de Türkiye koyuyor, “Mahkemenin işi” diye..

Ardından ABD yaptırıma başlıyor!

İki bakanımıza ABD’ye girme yasağı koydu..

Eee.

Ne olacak şimdi?

İki bakan, sabah akşam ABD ile Türkiye arasında mekik mi dokuyorlardı sanki?

Çok mu meraklılar, ABD’ye gitmek için..

Yooo.

Veya şöyle soralım:

“ABD’ye gitmeyenlerin, hayatlarında bir eksiklik mi oluyor?”

Ben gitmedim mesela..

Hayati fonksiyonlarımda, bir eksiklik mi var?

“Devamı var” diyeceksiniz..

“Malvarlıklarına da ambargo konulmuş!”

Adalet Bakanı açıkladı..

İçişleri Bakanı için de aynı açıklamanın geçerli olduğunu sanıyorum..

“ABD’de hiçbir malvarlığım yoktur.”

Eee?

Bu kararı niye aldı, ABD şimdi?

Malvarlığı olmayan iki bakan için, alınan bu kararın, pratikte ne faydası var?

Hiçbir faydası yok..

Sadece, tribündeki fanatikler, hop ayağa kalkıyorlar. Hop oturuyorlar..

İki bakan sakin..

Ama..

ABD kuklası solcular, “İki bakana ABD yaptırımı” diye söze giriyorlar..

“İki bakan için öngörülen yasaklar” diye devam ediyorlar..

İki bakan şikayetçi değil..

Bu solculara ne oluyor?

Daha önemlisi..

Yarın bu ABD, o kararı geri aldığında..

Ki, almaya mecbur..

Şu seçimleri bir geçirsinler..

Nasıl geri alacaklarını göreceksiniz..

Bizdeki seçim öncesi patatesin fiyatının, seçim sonrasında düşmesi gibi..

O zaman solcular acep ne diyecek?

Bekleyelim.. Görelim..

Diğer Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close