Yazarlar

Mimar Sinan ve biz

Soru şu: Sinan’ın eserlerine neden yetişemiyoruz?

Çünkü o, bir işe başlarken “Bismillah”  çeken;

İnşallah”ı dilinden düşürmeyen;

Her işin sonunda “Elhamdülillah” diyen…

Niyetini, “Allah” diye;

Hayretini, “Allah Allah!” diye;

Tereddüdünü, “Lailahe İllallah!” diye;

Şaşkınlığını, “Fesubhanallah!” diye;

Ürküntüsünü, “İlla billah!” diye;

Korkusunu, “Neuzubillah!” diye;

Çekincesini, “Hasbunallah!” diye ifade eden bir toplumsal yapının çocuğudur.

¥

Sinan’ın içinde yaşadığı toplum…

Tanısın tanımasın rastladığı her insana “selam” veren…

Hal-hatır sorma babında iki kelam eden…

Görmediği tanıdıklarına selam söyleyen…

Tanıdıklarına hayır dileyen…

Yaradan’dan ötürü yaradılanı seven…

Farklı inanç ve ırklara mensup insanları hor görmek yerine hoş gören…

Hayatını “sevap” üzerine inşa eden…

Tevazuu insanlık mertebesi sayan…

Kulluğu “özgürlük” olarak algılayan…

Sohbet ve muhabbeti hayatın vazgeçilmezi yapan…

İnancını ibadetle renklendiren bir “kulluk” şuuru içinde gelişimini tamamlayarak, dünya örneğine dönüşen bir toplumdur.

İşte bu yüzden, Sinan, “El-fakir’ul-Hakir Ser Mimaran-ı Hassa” (Değersiz ve muhtaç kul, saray özel mimarlarının başkanı) yazılı bir mühür kullanmış, sanatını ve maharetini “kulluk”la taçlandırmıştır.

Eserleri, “kul” kimliğinin sanat ve estetikle bütünlenmesi halinde ulaşılabilecek seviyenin göstergeleridir.

Bu yüzden de emsalsizdir, ulaşılmazdır.

¥

Sinan’ın eserlerindeki ihtişam ve estetiğe ulaşmak için öncelikle “Sinan yürekli”olmak gerekiyor!

Sinan yürekli olmak demek, Allah’a derin bir vecdle inanmak ve işine saygı duymak demektir. 

Hemen arkasından, kendine güven, cesaret, kararlılık ve yenilik tutkusu gelir. 

Sinan, ulaşabildiği tüm mimari eserleri dikkatle inceleyen, ancak ne başkasını, ne de kendisini tekrarlamayan insandır.

Tekrarlamak şöyle dursun, hemen her eserine farklı yenilikler katmış, dünya mimarlık tarihine yepyeni örnekler armağan etmiştir. 

Öncelikle iyi bir araştırmacıdır: En geniş açıklığı örtecek kubbeyi, en ince ve uzun minareyi, minaredeki şerefelere birbirleriyle kesişmeyen üç merdivenle çıkmayı, drenaj sistemini ilk o denemiş ve başarmıştır. Bir bakıma sanatına bilgisiyle birlikte yüreğini ve imanını da katmıştır.

Belki de bu yüzden eserleri sağlamlıklarının yanı sıra derin bir estetik muhteva kazanmıştır. Modern yapılar her depremde patır patır yıkılırken, Sinan’ın eserlerinin onca depreme rağmen ayakta kalması düşündürücüdür.

Yetişmek için önce onu iyi okumak lâzım!

Diğer Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close