Yazarlar

İslam dünyası kendine gelinceye kadar bu tiyatroyu yaşayacaktır

1970’li yıllarda F.Gülen İzmir’e geldiği dönemde, İkiçeşmelik semtinde bulunan Komünizm ile Mücadele Derneği ve başında Dr. Baha Kitapçı diye bir sorumlusu vardı. F.Gülen bizi sık sık bu derneğe götürür, Rusya ve Çin’deki Komünist uygulamaların, katliamların görüntülerini içinde bulunduran broşür ve dergileri bize okuturdu. O vahşi katliam görüntüleri ile bizi etkiler, Komünizm ile ilgili içimize korku salardı ve bizi ABD’nin adaletli ve konforlu bir ülke olarak, insan haklarına saygılı olduğunu anlatırdı.

Rusya ve Çin ayakta insanları keser, Amerika ise, uyuşturup narkozlayıp da insanları ameliyat eder derdi. Yani Şer ve Ehvenişer manasında, bizi yavaş yavaş Amerikan yandaşı ve Amerikan sempatizanı olmaya ikna etmeye çalışırdı. 

Bugün de görülüyor ki; Hain ABD’nin ve AB ülkelerinin, Haçlı ittifakı ile İslam dünyasında petrol uğruna Irak, Suriye, İran, Afganistan ve Arap baharı söylemleriyle, Fas, Tunus, Cezayir ve Libya gibi ülkelerde yaptığı katliamlarla, böl, parçala, yut planlarıyla hiçbir şekilde dünyanın hesap soramadığı, en son Myanmar’da, Arakan’da, Banladeş’te bir milyona yakın Müslümanın bir yerden bir yere sürgün edilmesi, ABD ve BM kılını bile kıpırdatmazken, her tür dinden ve mezhepten Türkiye’ye iltica edenlere karşı tribünlerden seyredenler, Suriye’de birkaç yüz kişinin kimyasal silah kullanıldığı bahanesiyle, daha ilk günden binlerce kilometreyi vurabilecek en son teknolojik füzeleri ile Suriye’yi vurmaya başladı. 

4 milyon insanın PKK, PYD, DAEŞ eşkıyalarının katliamları ile onları besleyip büyüten ve zavallı insanlara musallat eden ABD ve AB, sanki kendisi değilmiş gibi, utanmadan kimyasal silah yalanı ile elbirliğiyle Suriye’den pay kapmak için bilek güreşi yapıyorlar. 

Kullandığı kuklaları devreden çıkarıp, doğrudan sahneye çıkarak kendi yöntemleriyle, bu ülkeyi parçalamak üzere, bir masada pasta keser ve dilimler gibi, dilimlemeye başladılar. Şu anda Suriye›de yapılan güya kimyasal silahtan, zavallı Suriye vatandaşını korumak üzere ateşlenen füzeler, insanlık hayrına yapılıyor gibi gösterilse de, artık vekalet savaşları, asalet savaşları olarak, Batı dünyasının yeni bir Haçlı Seferi olarak algılanmalıdır. Yakın tarihte 4 milyona yakın insanın Suriye’den Türkiye’ye sığınmasını, tribünlerden seyreden ABD, İngiltere, Fransa, 4 milyon insanı 8 seneye yakın bir zaman içerisinde ve yüz binlercesinin de kaçarken veya hastalıklardan ölmesine seyirci olarak bakarken hiç kılı kıpırdatmaması, bu kimyasal silah yalanını açıkça ortaya çıkarmıştır.

Öncelikle bu kimyasal bombaların kimin tarafından atıldığı araştırılıp, doğru tespit edilmelidir. Bir anda bütün olaylara karşı tepkisiz olan BM, çok hızlı bir şekilde harekete geçip, Suriye’ye müdahale kararını, nasıl alabilmiştir. 

Pek çok katliamlara gözünü kulağını kapatan BM ve ABD, adı kimyasal silah olunca aniden harekete geçmiş ve acımasız füzelerini ateşlemiştir. Kesinlikle inandırıcı olmayan bu karar, daha önceki maskeli balolara çok benziyor. Haçlı gücünün lideri durumunda olan ABD, dünyaya barış götürmek için 2003 yılında Irak topraklarına gidip ölüm yağdırdığı gibi.

Manşetlerden özgürlük ve barış götürmek için gittiği haberlerinde, Amerikan askerlerinin duygusal görüntüleri, eşlerinden ve çocuklarından ayrılma fotoğrafları ile Irak’a özgürlük ve huzur götürmeye gittikleri resimleri ile süslenerek, bombaların yarattığı dehşetli görüntüler neredeyse tüm gün boyunca yayınlanırken, aile fotoğrafları ile duygusallık algısı oluşturuyordu. 

Iraklı çocuklara yardım eden Amerikalı askerlerin görüntüleri ile Iraklı çocukları çok sevdiği şefkat eliyle müdahale ettikleri, Iraklı çocuklara mutluluğu götürmeye çalıştıkları düşüncesini vererek, algı oluşturmaya çalışılıyorlardı. O gün de Saddam’ın ABD’ye direnişleri ile dünyada hiç eşi olmayan Cehennem topu gibi büyük bir yeni silah ürettiği ve çölün içerisindeki yer altı langarlarında sakladığı önemli hava gücü olduğu söylentileri ve yalanları ile ters algı oluşturuyordu. Daha sonra anlaşıldı ki; Saddam’ın bu hayali silahlarının aslı astarı yokmuş. 

Sadece Irak’ı parçalamak ve ele geçirmek için uydurulmuş bu hikayeler, bir Hollywood yapımı senaristin oluşturduğu yalan bir senaryoymuş. Saddam’ın böyle bir gücünün olmadığı saklandığı delikten çıkarılıp, saçı sakalı uzamış perişan görüntüleri ile önce dünya kamuoyu önünde rezil rüsva edilip, daha sonra ipte sallandırıldı. ABD’nin dünyaya vermiş olduğu kahramanlık ve başarı görüntüleri ile bölge küçük ülkelerine de gözdağı verilerek hizaya geçirilmiş oldu ve onları kontrol altına alıp, evcilleştirdi. 

Bu savaşın üzerinden geçen zaman içerisinde, 655.000 sivil Iraklı öldü, ölen asker ve direnişçi sayısı ise bilinmiyor. Amerika’nın kaybı 3200 asker, harcanan 340 milyar dolar, bu da her geçen gün 250 milyon dolar artıyor,sonuçta işte Irak’taki bebekler öldü, anneler yavrusuz kaldı, evi başına yıkılan ve göç etmek zorunda kalan masumların, organ mafyasının işine yaradığına dair pes dedirten söylentiler var. 

İşte şimdi 100 yıl sonra Skypickot’çular baş başa vererek yeniden uygulamak üzere yola çıktılar. Bu acımasız zalim ve gaddar ülkelere tekrar fırsat vermeden,onlara yaslanmadan, onlarla rekabet edecek konumda masaya oturabilmeliyiz.

Küçücük Kuzey Kore, disiplinli ve kararlı çalışmaları ile ABD’ye karşı dik durup dünyaya diz çöķtürebilecek noktaya nasıl gelebildiyse, bizim inançlı, imanlı ve stratejik konumdaki ülkemizde, dünyaya daha büyük bir şekilde söz geçirebilir durumda olabileceğimizin umudunu taşıyoruz. 

ZALİMLERİN ADALETİNE VE MERHAMETİNE SIĞINMADA, ALLAH’IN RIZASI YOKTUR, SELÂM VE DUA İLE.

Diğer Haberler

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close