Yazarlar

Dünya savaşın eşiğinde

Dünya savaşın eşiğinde

Dünya bir savaşın eşiğine doğru sürükleniyor.

ABD Başkanı Trump ile Rusya devlet başkanı Putin, ‘twitter’ üzerinden bir restleşme sürecine girmişlerdir.  

Her iki ülke savaşa hazır olduğunu ilan ederek bir birine meydan okumayı sürdürüyor. 

Arap halkları değil, satılmış işbirlikçi diktatörler, kendi koltukları uğruna efendilerinin her türlü yanlışlarını koşulsuz kabul ettikleri için sessiz kalmayı tercih ediyorlar.

‘Değerler topluluğu’ olduğunu iddia eden Avrupa Birliği’nin (AB) itidal çağrısında bile bulunmaması ise daha da üzücüdür. Hatta ABD’nin emrinde hareket eden Fransa ile İngiltere resmen taraf olmuşlar.

İşin doğrusu şu: Şam’ın hemen yanı başındaki Doğu Guta ve Duma’nın zalim Beşşar Esed tarafından yerle bir edilmesi veya kimyasal saldırılarla masum halkı yok etmesi emperyalist ülkelerin umurunda bile değil. 

Suriye, Irak, Filistin ve Lübnan üzerinden yürütülen oyunlar ve entrikaların bilinen kadar bilinmeyen, görünen kadar görünmeyen yanları ve sebepleri vardır.

Onların yakın ve uzak olmak üzere iki önemli hedefleri var.

ABD’nin başını çektiği Batılı emperyalist güçlerin yakın hedefleri, “Suriye ve Irak başta olmak üzere Ortadoğu, Rusya’ya ve İran’a bırakılamaz” görüşünden hareketle SuriyeIrak üzerinden Ortadoğu’da kaybettikleri mevzileri yeniden kazanmanın uğraşı içindedirler.

Batılı emperyalist güçler kendi sömürgeci politikalarını hayata geçirmeye çalışırken, diğer yandan da İsrail’in güvenliği için Ortadoğu’daki devletleri parçalayıp bölmeyi amaçlamaktadırlar. 

Diğer bir ifadeyle ‘Büyük İsrail’ için aynı zamanda zemin hazırlamaktadırlar. 

İkinci hedefleri, yani ‘Uzak Hedef’leri ise,  aralarındaki güç ve sömürü mücadelesini kazanıp dünya hakimiyetini ele geçirmektir.

Yani bu it talaşı, Suriye’yi veya Suriyelileri düşündükleri için değildir. 

Kendi çıkarları için Suriye ve Suriyeliler işin bahanesidir.

BM-GK ÇÖKMÜŞTÜR

Krizler karşısında Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BM-GK) uluslararası sorunların aşılması ve dünya barışı ile güvenliği konularında başarısız kaldığı bir gerçektir.  

Kuruluşundan bugüne emperyalist güçlerin çıkar politikalarına ve İsrail’in korunup kollanmasına çalışan BM’nin iyi bir görünüm arz ettiği söylenemez. 

Suriye ve Irak’taki insanlık faciası,  Filistin’de İsrail devlet terörü ve Myanmar’daki Budist çetelerinin toplu katliamları ile en son olarak zehirli gaz saldırısı bu gerçeği gözler önüne sermektedir.

Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan’ın BM – Güvenlik Konseyi’ne yönelik eleştirilerinde ne kadar haklı olduğu bu gerçekler dikkate alındığında açık bir şekilde görülmektedir.

ABD ve Rusya başta olmak üzere daimi 5 üye ülkenin pençesinde kıvranan BM,  maalesef hiçbir karar alamadığı gibi hiçbir yaptırım gücüne de sahip değildir.

Bu ‘Beşli Çete’ dünyayı ifsat ediyor. 

Dünyanın dört bir yanında akan kanın sorumlusu BM’yi kendi çıkarlarına hizmet etmeye memur eden o ‘Beşli Çete’dir.

Maalesef ki BM, suçlu olan güçlülerin emirlerine uymak ve masumları cezalandırıp emperyalist ülkelerin sömürgeci ve işgalci politikalarına boyun eğmeye, teslim olmalarına aracı olmaktadır. 

BM, barışa ve güvenliğe katkı sağlamadığı için çökmüştür. 

BM’nin bu acziyeti karşısında dünya bir savaşın eşiğine sürüklenmektedir.

BM-GK bu ‘Beş’li Çete’den kurtarılmalı.  

Yapısı, işleyişi ve gücü yeniden düzenlenmelidir. 

Aksi halde insanlık büyük bedeller ödemeye mecbur olacaktır.

TÜRKİYE TARAF OLMAMALI

Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, Trump ve Putin ile görüşmeleri ile“Kimden gelirse gelsin bu katliamı yapanlar bunun hesabını, bedelini kesinlikle ağır ödeyecekler” şeklindeki kararlı duruşu dikkat çekti.

Dışişleri Bakanımız Sayın Çavuşoğlu’nun tepkisi de yerinde olmuştur.

Türkiye tepkisini ortaya koyarken taraf olmamaya özen göstermesinde haklıdır.

Çünkü, ekonomik, siyasi ve stratejik alanlarda olduğu gibi ‘Suriyeli göçmenler’konusunda da Türkiye ağır bedeller ödemiştir. 

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in Ankara ziyareti önemli ancak İncirlik Üssü başta olmak üzere NATO çerçevesindeki sorumluluklarımızı yerine getirirken itidalli olunmalı.

Unutulmasın ki; “İt iti ısırmaz” atasözü boşuna söylenmemiştir. Bunlar bir şekilde anlaşırlar, biz yine arada kalmayalım.

Diğer Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close