BIST95.834%2.80
USD6.7084%-1.32
EURO7,3497%-0.76
ALTIN360,89%0.77
Akit HaberGündemSuriye'de son dakika gelişme: Muhalifler Halep'ten çekildi
Gündem

Suriye'de son dakika gelişme: Muhalifler Halep'ten çekildi

Gün boyu Rusya'nın havadan, İran destekli grupların ise karadan saldırı düzenlediği Halep'de endileşendiren bir gelişme yaşandı. Reuters'ın Suriye Devlet Televizyonu'na dayandırdığı son dakika haberine göre, Rusya destekli rejim ordusu Halep'in kontrolünü ele geçirdi. Esed rejiminin saldırıları sonucu bölgedeki muhalif gruplarının çekildiği belirtildi.

17 Şubat 2020 10:32

'Acaba İdlib'e bu gece yağmur yağar mı?' GALERİNİN DEVAMI <p>Burası İdlib. Tüm dünyanın ölüme terk ettiği şehir. Bunda insanlar yokluk içinde aç ve sefil haldeler. Sahip oldukları tek şey canlan, onu da koruma derdine düşmüşler. Burada var olan şey bir geçim mücadelesinden çok ama çok uzak. Paylarına düşen, yok olmak veya hayatta var olabilme mücadelesi.</p><p>Hayatımın bundan sonraki kısmı nasıl olacak bilmiyorum. Fakat öncesine benzemeyeceğinden eminim.</p><p>İdlib'e gitmeye karar verdiğimde karşılaşacağım manzarayı az çok kestirebiliyordum da bu kadar sarsıcı olabileceğini gerçekten tahmin etmemiştim. Sınırı geçer geçmez, savaş uçakları ve roketler tarafından yıkılmış bir ülkenin havasını solumuyorsunuz sadece. </p><p>Hiç acımadan yok edilmiş bir kültürü de iliklerinize kadar hissediyorsunuz. İdlib'de sadece kamplara kümelenmiş, sıkışmış yaşamlar yok. Bombaların yağdırdığı ölümden kendilerini kurtarmak için Türkiye sınırına göç etmiş olan İdlibliler, yol kenarlarına, tepelere, buldukları boş alanlara çadırlarını kurmuş durumdalar. Sınırı çıkar çıkmaz yol boyunca bize eşlik eden manzara bu.</p><p>Şehrin ana güzergahında ve ara güzergahlarda çoğunlukla Heyet Tahrir Şam olmak üzere silahlı farklı grupların kontrolünden geçiyoruz. Yüzleri peçeli, ellerinde ağır silahlar olan gruplar, trafikteki araçların hareketlerinden kuralsızlığı hissettiğiniz şehrin güvenliğini sağladığını iddia ediyor. Kontrol noktalarına astıkları posterlerden silahlarıyla ve kamuflajlarıyla övündükleri belli olan gruplar Türkiye tarafından da terör örgütü olarak tanınıyor.</p><p><em>İLK DİKKATİMİ ÇEKEN ÇOCUKLARIN YÜZLERİ OLUYOR. HEPSİNİN YÜZLERİ SOĞUKTAN ÇATLAMIŞ. KİMİSİNİN ÜZERİNDE SADECE İNCECİK BİR TİŞÖRT VAR, KİMİSİ YALIN AYAK. HAVA SOĞUK, YERLER ÇAMUR. BAZI ÇADIRLARDA İKİ, ÜÇ AİLE BİRDEN YAŞIYOR. TEK ODAYA BİRDEN ÇOK HAYATI SIĞDIRMIŞ DURUMDALAR.</em></p><p><strong>Tek Odalı Hayat</strong></p><p><br />Ulaştığımız ilk kamp Türkiye sınırına 35 kilometre uzaklıkta. Resmi bir kamp olmayan bu çadır kent, bir köyün girişine kurulmuş. </p><p> </p><p>Köye ait olan bu arazi için köylülerden izin almış kamp sakinleri. </p><p>Yaklaşık otuz çadırlık kamp alanına girdiğimizde kampın erkekleri sarıyor etrafımızı. Kadınlar ve çocuklar daha çekingen davranıyorlar. </p><p>Türkiye'den geldiğimizi ve yardım malzemeleri getirdiğimizi görünce rahat hareket etmeye başlıyorlar.</p><p>İlk dikkatimi çeken çocukların yüzleri oluyor. Hepsinin yüzleri soğuktan çatlamış. Kimisinin üzerinde sadece incecik bir tişört var, kimisi yalın ayak. Hava soğuk, yerler çamur.</p><p>Kampın erkekleri de kadınları da ailelerini kurtarmanın derdine düşmüş. Birbirlerine güç veriyorlar. Destek oluyorlar. Bu insanlar için "savaştan kaçan" ifadesini kullanamıyorum. Yerli grupların terörizminin, yabancı düşmanların bombalarının hedefi olmuş, hayatları altüst edilmiş, ailelerinden canlar koparılmış ve "hicret etmekten başka çaresi kalmamış" insanlar bunlar.</p><p>Bazı çadırlarda iki, üç aile birden yaşıyor. Tek odaya birden çok . hayatı sığdırmış dürümdalar. Çadırlar toprağın üzerine kurulmuş. Halı veya kilim sahibi olanlar, toprağın üzerine onları sermişler. Bunları bulamayanlar için halı da kilim de toprak. Birçoğu evlerinden ayrılırken, yanlarına bir kuru ekmek, bir toplu iğne alamamışlar. Yere serebilecek bir şeyler fe şöyle dursun...</p><p>Kampın içinde elektrik direkleri olmasına ve üzerinden elektrik telleri geçmesine rağmen kampta elektrik yok. Bazı çadırlar da çok küçük, otuz santimetre ebatlarında kare şeklinde güneş enerjisi var. Çocuk arabası aküleri kadar küçük bir aküye bağlamışlar. Güneş enerjisi gün boyu aküyü şarj ediyor ve böylece akşamları birkaç saat onun aydınlığında oturabiliyorlar. Sorup öğreniyorum ki, kampın üzerinden geçen o tellerde elektrik yok. Trafo merkezleri bombalanmış.</p><div><strong>Acının İzleri</strong></div><div> </div><div>Beraber geldiğim yardım derneği getirdiği gıda malzemelerini, battaniye, yorgan gibi acil yardım ihtiyaçlarını ve çocuklar için oyuncakları dağıttığında yüzlerdeki sevinci görmeniz gerek. O an ülkemle bir kez daha gurur duydum. Çünkü acının izleri yüzlerine vurmuş bu insanları sevindirebilmek, mutlu edebilmek benim ülkemin insanlarına nasip olan bir şey.</div><div> </div><p>Kamptan ayrılma vakti geldiğinde, Türkiye'ye geçmeden önce bir kamp daha gezmek istediğimi beraber olduğum heyete söyleyip , izin istiyorum. Bana tahsis edilen araç ve Suriyeli bir şoför ile başka bir kampın yolunu tutuyoruz. Kampın girişinde acı bir manzara karşılıyor beni. Ayakları yalınayak bir çocuk, çamur içerisinden geçmeye çalışıyor. Hızlı adımlarla yanına gidiyorum. Yüzünü avuçlarıma alıyorum. Ürkek, tedirgin, korkak bir şekilde gözlerime bakıyor. Söylediğim hiçbir şeyi anlamadığını biliyorum.</p><p>O sırada yanımıza çok az Türkçe bilen yirmili yaşlarda bir genç geliyor. Benim çocukla konuştuğumu duyan gencin ilk kelimesi "Hayat çok zor" oluyor, içimden o an şunu geçirdim: Bu çocuklara bu mahzunluğu layık gören tığ gibi delikanlılara "Hayat çok zor" dedirten bütün katiller kahrolsun...</p><div><strong>Yağmur Yağdığında</strong><br /> </div><div>Türkçesi çok az olan bu genç ile anlaşmaya çalışırken, yanımıza Mustafa isminde başka bir kamp sakini geliyor. İyi sayılabilecek bir Türkçeye sahip olan Mustafa ile birlikte kamp alanını geziyorum. </div><div>Kamptaki bir kadınla tanışıyoruz önce. 18 çocuğa sahip 65 yaşında bir anne. 65 yılın bütün anıları, hatıraları ve sevdikleri bombaların altında kalmasına rağmen "Her halimize şükür" diyor. Daha sonra Mustafa'nın çadırına gidiyoruz. Çadırın kenarlarını toprakla kapamış, toprağın etrafına da taşları yığmışlar.</div><div> </div><p>Bazıları iri ve büyük taşlar. İçeri giriyoruz. Yer olduğu gibi toprak. Köşede bir bebek beşiği ve içinde battaniyeden yapılmış bir kundak. Yatacakları zaman toprağın üzerine yer yataklarını serip uyuduklarını söylüyor.</p>

Gün boyu Rusya'nın havadan, İran destekli grupların ise karadan saldırı düzenlediği Halep'de endileşendiren bir gelişme yaşandı.

 

Reuters'ın Suriye Devlet Televizyonu'na dayandırdığı son dakika haberine göre, Rusya destekli rejim ordusu Halep'in kontrolünü ele geçirdi. Esed rejiminin saldırıları sonucu bölgedeki muhalif gruplarının çekildiği belirtildi.

Böylelikle Esed rejimi, 8 yıl sonra Halep'in kontrolünü tamamen ele geçirmiş oldu. 

 

GÜN BOYU SICAK ÇATIŞMALAR DEVAM ETTİ

Gün boyu Halep'in kırsal bölgesinde, muhaliflerle Rusya destekli rejim güçleri arasında yoğun çatışma yaşanıyordu. 

Esed rejimi ile İran destekli yabancı terörist gruplardan oluşan güçler, Halep'te son 24 saatte 6 yerleşim yerini ele geçirmişti. 

Muhalif gruplar, rejimin ilerlemesini durdurmak için operasyon düzenlemişti. Bölgede sabah saatlerinden itibaren ciddi sıcak temas ve çatışma yaşanmıştı. 

Son dakika! Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Suriye kararı: Her yerde vuracağız

TÜRKİYE MÜHLET VERDİ

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Esed rejiminin Astana ve Soçi mutabakatına uygun olarak geri çekilmesi için bu ayın sonuna kadar mühlet verildiğini açıklamıştı. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'e de bu çağrısını yineleyen Cumhurbaşkanı, rejim unsurları tarafından Türk askerine yönelik herhangi bir saldırısı durumunda gereğinin yapılacağını vurgulamıştı. 

 

KAYNAK: HABER7 Yedi Gündem Abone Ol

Yorumlar