Ekonomi

Dolar ve faizdeki düşüşle ilgili kritik tespitler

Hürriyet Gazetesi yazarlarından Erdal Sağlam, kurda yaşanan düşüşü ve yapılan hamlelerle ekonomide gelinen son durumu değerlendirdiği bugünkü yazısında, oluşan pozitif havanın, gerekli adımların isabetli şekilde atılmış olmasından kaynaklandığını ifade etti.

Kurdaki gerilemeyle birlikte geçen hafta faiz oranlarında da düşüşün başladığının altını çizen Erdal Sağlam, Türkiye ekonomisindeki kriz havasının dağılmaya başladığını vurguladı.

Bu noktaya kadar gelinmesinde, ABD ve AB ile daha iyimser bir hava oluşmasının payına da işaret eden Sağlam, ancak asıl büyük etken olarak, Yeni Ekonomi Programı ve alınan kritik kararları gösterdi.

Sağlam, bundan sonra yapılması gerekenlere ilişkin önerilerini ve uyarılarını da sıraladı.

Erdal Sağlam’ın “Görüldü ki, gereken yapıldığında normalleşme başlıyor” başlıklı yazısı şu şekilde:

Son ayda yaşananlar, gereken yapıldığı takdirde ekonomide normalleşmenin sağlanabileceğini açıkça gösterdi. Tüm olarak normalleşme sağlanabildi mi derseniz, henüz sağlanamadığı, daha yapılacak çok şey olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

FAİZ ORANLARI DA DÜŞMEYE BAŞLADI

Ekonomide yaşanan kriz havasının göstergelerinden olan kurlarda geçen ay ciddi bir gerileme yaşanırken, faiz oranlarında da geçen hafta düşüş başladı. Yılbaşından bu yana baktığınızda gelinen kur ve faiz oranlarının gerilediği seviye bile hâlâ çok yüksek. Bırakın gelişmiş ülkeleri gelişmekte olan ülkelerde bile yılbaşından bu yana milli parası bu kadar yüksek değer kaybına uğramış, enflasyonu ve faiz oranları bu kadar yükselen başka bir ülke yok.

KUR VE FAİZ DÜŞÜŞÜ SÜRDÜRMELİ AMA OLUŞACAK “İSTİKRAR” GÖRÜNTÜSÜ ÇOK ÖNEMLİ

Kısacası son bir aydaki olumlu gelişmelere rağmen hala makro dengeleri düzeltecek iyileşme sağlanabilmiş değil. Özel sektörü bu kadar borçlu, bu kadar yüksek döviz ihtiyacı olan bir ekonominin toparlanabilmesi için mevcut kur ve faiz seviyeleri de yeterli değil. Kur ve faiz oranlarının geri gelmeye devam etmesi ama her şeyden önce yönün istikrarlı görünüm vermesi ve kalıcı olacağına ilişkin güvenin yeniden sağlanabilmesi, hala en büyük öncelikler olarak ortada.

ABD VE AB FAKTÖRÜ ÖNEMLİ ETKENLER

Peki, son bir aydaki olumlu gelişmeler nasıl sağlandı derseniz; geç de olsa gerekenin yapılmasına bağlı olarak sağlandı. Eylül ayında Merkez Bankası’nın faiz oranlarını şok denecek ölçüde artırması, ardından Rahip Brunson’un serbest bırakılıp ABD ile ilişkilerin yumuşaması, AB ile yeniden köprü kurma çabaları bu gelişmelerde en önemli etkenler.

YENİ EKONOMİ PROGRAMI VE PİYASAYI RAHATLATMAYA DÖNÜK KARARLAR ETKİLİ OLDU

Bu arada Yeni Ekonomi Programı gibi gerçekçi olarak algılanan ekonomik metinlerin ortaya çıkıp, piyasaları rahatlatmaya dönük alınan kararlar da, tabi ki bu iyileşmede önemli rol oynadı. Ancak kimse piyasaya müdahale sayılabilecek indirim kampanyaları ya da denetimlerle bu gelişmenin sağlandığını düşünmesin, çünkü herkes biliyor ki bu adımlar geçici ve aşırı kullanıldığında ters tepen adımlar.

“İSTİKRAR İÇİN GEREKENİN YAPILACAĞINA DEVAM EDİLECEĞİ” ALGISI ÇOK ÖNEMLİ

Peki, normalleşme tam sağlanamadıysa daha yapılacak ne var diyebilirsiniz. Her şeyden önce daha çok adım ve uzun bir yol olduğunu söylememiz gerekiyor.

Girilen yoldan sapılmaması ve “istikrar için gerekenin yapılacağına devam edileceği” algısı çok önemli. Örneğin geçen hafta otomobil, beyaz eşya ve mobilyadaki vergi indirimlerinin, mali disiplin için nasıl sakıncalı bulunduğunu, piyasa tepkisiyle çok açık gördük. Yerel seçimler yaklaşırken, bu tür yeni gevşetici kararların daha fazla alınmaması gerekiyor. Çünkü hâlâ olumsuz beklentiler tam olarak kırılabilmiş değil.

Bugün ekim ayı enflasyonu açıklanıyor, bence yıllık enflasyon küçük de olsa artmaya devam edecek. 2019 Mart sonunda ise en yüksek enflasyonu görebiliriz. Mevcut enflasyon oranlarının içinde gereken akaryakıt zamlarının olmadığını, tütün gibi enflasyonu etkileyen mallarda zamların tutulduğunu, geçici vergi indirimlerinin sonra fazlasıyla çıkacağını, toptan eşya fiyat artışlarının hala tüketici enflasyonun iki katı olduğunu, iç talep artışında perakende fiyatlara yansıyacağını da unutmayalım.

Yani normalleşme başladı ama arkasında büyük yükler oluşturarak gidiyor. Gereken adımların, daha da radikal olanlarının atılması, reel sektör borç sorununa, bankalar dahil, yeni çözümler gerektiğini de akılda tutalım.

Tablo belli; gerekenler yapılmadığı için ekonomi şok yedi, şimdi gecikmeli olarak yapılanlar var, bunun etkileri görülüyor. Ancak iş henüz yeni başladı. Elbette yaptığımız yanlışların bedeli var; ödedik ama daha fazlasını ödememiz gerekiyor.

Yönetim bunu göze alamazsa işin tersine dönme, daha büyük şoklar yememiz kaçınılmaz.

Diğer Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close