Eğitim

Evdeki çocukların güneşleri

MİLLİ Eğitim Bakanlığı’nın verilerine göre, hastalık ya da engellilik gibi nedenlerle okula gidemeyen 16 bin 195 çocuğa haftada 15 saat evde eğitim veriliyor.

Hizmetten yararlanmak isteyenler rehberlik ve araştırma merkezlerine başvuruyor. Okullara öğrenci bilgisi gönderilerek öğretmenlere duyuruluyor. İsteyenler öğrencilerin evlerine gidiyor. Ders saati başına ise öğretmenlere 15 TL ödeniyor. “Çocuklar eğitimden kopmasın” diyen öğretmenlerden Özlem Gökmen ile Fatma Uzyürük’ün dersine konuk olduk.

11 yıllık sınıf öğretmeni Özlem Gökmen, kanser tedavisi gören Elif Tuğba Keleş’e (9) ikinci sınıftan beri ders veriyor. Elif’e 4 yaşındayken kanser teşhisi konuluyor. Okul yerine hastane koridorlarıyla tanışıyor. Şu an 4’üncü sınıf öğrencisi. Gökmen, “Elif’e ders veren arkadaşımın tayini çıkınca bana sordu. Ben de gönüllü oldum” diyerek anlatıyor tanışma hikâyelerini.

‘BEYİN CERRAHI OLACAĞIM’

Özlem öğretmen, sabah okula gidiyor, üç gün öğleden sonraları ise Elif’lere. “Hasta ya da kontrolleri olursa haberleşiyor, işbirliği içinde yürütüyoruz” diyor. Zorlanıp zorlanmadığını sorduğumuzda ise “Çok dışarı çıkamıyor. Örneğin, bir konuda sınıf eşyalarını tanıtıyoruz. Ama sınıf görmediğinden zorlanabiliyoruz. Üzülecek diye tereddüt ettiğim durumlar oluyor. Daha dikkatli olmaya çalışıyorum” diye konuşuyor.

Elif Tuğba, beyin cerrahı olmak istediğini belirterek şunları söylüyor: “Tedavim için okuluma birazcık ara verdim. Öğretmenlerim gelip evde eğitim veriyor. Ben de hayallerime ulaşmak için okumaya devam ediyorum. Öğretmenlerimin öğretmenler günü kutlu olsun.”

15 yıllık sınıf öğretmeni Fatma Uzyürük ise serebral palsili öğrencisi Eylül Şen’i mezun etmeye hazırlanıyor. Birinci sınıftan itibaren öğrencisi olan Eylül’le artık aile gibi olduklarını anlatıyor. Fatma öğretmen, başta evde eğitim verebilir miyim diye tedirgin olmuş. Sonra Eylül ve ailesiyle tanışmış. “Gönül bağı kurduk. Aileden biri gibi oldum” diyor. Eylül’ü mezun edeceği için hem mutlu hem de hüzünlü. “Elimde büyüdü” diyerek başlıyor konuşmaya, hüzünlenerek şöyle devam ediyor: “Göğüs kafesine kadar alçı vardı. Yatar vaziyette eğitime başladık. Zamanla alçısı çıktı. Kas çalışması yaptık. Kalem tutabilecek duruma geldi. 3-4 ay sonra yazmaya başladı. İyi bir öğrenci. Artık oturabiliyor. Fizik tedavi sonrası belki operasyona bile gerek kalmadan yürümeye başlar. 11.30’da derse başlıyorum 14.00’e kadar. Akşam 19.00’a kadar da okuldayım. Elimde büyüdü. Bu yıl ilk kez evde eğitim alan öğrencimi mezun edeceğim ilkokuldan, onun mutluluğu ve ayrılacak olmanın hüznü var. Gurur duyuyorum. Aşama aşama gelişimini gözlemledim. Tohumu izlemek gibi. Algıları, hayal gücü çok gelişmiş. Kendini çok iyi ifade edebiliyor.”

‘GASTRONOMİ OKUYACAĞIM’

Eylül, “Çalışkan bir öğrenci misin?” sorusunu “Sayılır” diye yanıtlıyor. Gastronomi okumak istiyor. Nedenini ise, “Biz ailecek yemek yemeyi çok seviyoruz. O yüzden aşçı olmak istiyorum. Üniversiteye gitmek zorundayım” diyerek açıklıyor. Öğretmenlerine 24 Kasım için mesaj göndermeyi de ihmal etmiyor: “Sizi çok seviyorum! Lütfen beni derslerde zorlamayın.”

Diğer Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close