Din ve Aile

Nişan atmak ayıp mı?

Toplumumuzun sosyalojik yaralarından ''Nişan Atma'' olayı ailelerde ve kişide büyük travmalara yol açabiliyor..

Blok yazarı Nabrut Fındıllıoğlu Evliliğe ilk adım olan Nişan’ı ve Nişan’nın bozulması sonrası ortaya çıkan durumu yazdı;

”Nedense örf ve adetlerimiz içinde geçmişinde ne kadar sevgilinin olduğunun hiçbir önemi yok! Kaç sevgiliyi terk ettiğin, kaçı tarafından terk edildiğin kimsenin umurunda değil. Ama ilişkiyi flört yerine ailelerin onayı olan nişan adıyla taçlandırınca terk ettiğinin de terk edildiğinin de şeceresi tutuluyor.

Hele hele nişandan dönmek! Öl daha iyi! Toplumun bir kesimi tarafından dedikoduların ana merkezi oluyorsun. Bazıları vah vah diye üzülürken bazıları iki kişiden kimin daha huysuz, kimin daha terk edilmeye layık olduğu üzerine iddialaşıyorlar.

Halbuki nafile bir akıl fırtınası yapıyorlar. Nişan atmak için sebepler;

Manen tüm cevap nasip değilmişten öteye geçemezken madden de olay şundan ibaret oluyor;

bir elmanın yarısı ile bir armutun yarısı bir olup bütünleşmeye çalışıyor ve sonuç alınamıyor.

Elma ve armut birleşemez mi derseniz;

eğer insan yarım olmaz, bütün haline gelir ve evlenerek tamamlanacağını düşünmezse iki tümden oluşan bir elma ve bir armut meyve kategorisinden hayatlarına mutlu mesut devam edebilirler.

Ama maalesef ki evlenmeden kendini tamamlayan kişi sayısı çok az ki bu da bence ülkemizdeki evlenme yaşının alt sınırlarda olmasından kaynaklanıyor.

Konudan biraz uzaklaştım; nişan atmak kısmına geri dönüyorum. Nişan zaten kişilerin birbirini tanıma sürecine girdikleri, birbirini tanısınlar diye ayrılan bir süre zarfı. Eğer nişanlanan kişi illa evlenmek zorunda olsaydı nişana ne gerek vardı? Direk düğün olması daha mantıklı değil miydi? Neden evlenmesine kesin hüküm verilen iki kişi uzakta yaşamaya devam ediyordu ki? Bu akdin olumlu ya da olumsuz tamamlanması sürece dahildir. Elbette gönül ister ki bu yola çıkıldıysa sonu beyazlar içinde bitsin ama daha giriş kısmında sona ulaşılamayacağı gibi bir olasılık her zaman vardır.

Nişandan döndüğü için üzülüp zor zamanlar geçirenlere kızmıyorum. Elbette insan kedisini kaybetse üzülüyor, kaldı ki hayatına dahil etmek isteğiyle baktığı birine tamamen yabancılaşması ve bu sürede mahalle efradınca dayatılan baskılar vesaire vesaire insanı yıpratan zorlu bir süreç. Tamam, bu konuda hemfikiriz.

Benim kızdığım nişandan dönen birine; adı birken iki oldu gibi çirkin bir darbı meselden başlayarak leke aldığına kadar varan ağır itham ve düşünceler.

Günümüzde flört gayet medeni iken nişandan dönen bir kız ikinci sınıf insan muamelesi görüyor ve ben buna tahammül edemiyorum.

Aranızda nişandan dönenler olabilir, belki nişan atmak isteyen ama mahalle baskısından ötürü kendini birine mecbur hissedenler olabilir;

Onlara diyorum ki;
Peygamber Efendimiz (s.a.v)’e İslam tebliğ edilmeden önce;
Ebû Leheb’in oğlu Utbe ile Hz. Rukiye,
Uteybe ile Hz. Ümmü Gülsüm arasında nikâh için söz kesildi.

Peygamber Efendimiz’in İslamiyeti tebliğ etmeye başlaması üzerine Ebû Leheb Peygemberimizin canını yakmak için bu nişanı bozdu.

Eğer nişan atmak bir kızı lekeleseydi, Peygamber Efendimizin Pür-i Pak kızlarının başına asla böyle bir şey gelmez, Allah onları himaye ederdi. Nişan atmanın gayet insani ve doğal olduğunu bizlere aktarmak adına Hz. Allah böyle bir hadise vukua getirdi.

Daha bunun üzerine benim söyleyecek sözüm yok ama yakın zamanda başından böyle bir hadise geçen S.T yaşadıklarını bizimle paylaşmak istemiş, sözü ona bırakıyorum.

“Canım toplumumuzda ya da şöyle söyleyim benim yetiştiğim kültür de evlilik nişanlılık bunlar o kadar değerli ki mesela biriyle bir yola çıktıysan ama anlaşamadıysan dönüşü o kadar zor ve ağır ki bizzat kendim yaşadım bunları…

Yaklaşık 2.5 yıl önce görücü usulü sözlendim başta her şey o kadar güzeldi ki o zamana kadar gelenlere hiç böyle ısınmamışım ve bu hissettiğim duyguyla biz sözlendik. Ama her şeyin o kadar toz pembe olmadığını çok geçmeden anladım.

Babamın baskısı başlamıştı, uyarılar geliyordu; benden izinsiz çıkmak gezmek yok, çıksan da baş başa değil mutlaka biri olacak ya da o annesiyle gelecek.

Ben böyle olacağını hiç tahmin etmemiştim ama o zaman ses etmeden kabul ettim. Şu an bunları düşününce kendime şaşırıyorum. Bunlara rağmen dayanamayıp 2 sefer dışarıda buluştum bu buluşmalar da tamamen seviyeli bir biçimde oturup bir yerde kahvaltı etmekten ibaretti. Neyse biz sözlü olarak 1 ayı geride bıraktıktan sonra içime sinmeyen bir şeyler oluşmaya başladı. Karşımdaki insan evliliğe hazır değil gibi hissediyordum çok geçmeden de bir tartışmamız sonucunda bazı hususlarda sorumluluk almanın işine gelmeyeceğini söyledi ama ayrılmak da istemiyordu.

Artık çok geçti ve bende tamamen devreler yanmıştı. Madem sorumluluk almak istemiyordu neden sözlenmişti? Annesi geldiğinde de oğlunu öyle kabul etmem gerektiğini söyleyince son olay patladı bende o perde kalktı ve gerçekleri görmeye başladım artık.

Bir cesaret babama açtım konuyu; istemiyorum ben, dedim. İşte dönüm noktam aslında tam da burasıydı. Bu işi bitirmenin o kadar kolay olmadığını anlamıştım. Babam öyle bir tepki verdi ki bana, kendimi evlenmeye mecbur gibi hissettim.

Ama sonuçta ben daha baskın çıktım ve ayrıldım. Benden ayrılmak istemediğini söyleyen o sözlüm ara bulmaya gelmemiş gönlümü almamıştı. İki tarafta yoluna gitti ama benim eski hayatımdan eser kalmamıştı.

Bu olay sonrasında beni tek dışarı yollamayan bir baba modeli oluştu.Sırf iki sefer nişanlımla habersiz çıkmamdan dolayı oluşmuştu bu baskılar. Buluştuğumuzu karşı taraf söylemişti, üstelik aramızda kalmasını istediğim halde!

Gittiğim yerlerden ağlayarak geliyordum, izinsiz çıkmam çok büyük sorun olmaya başlamıştı. 1 sene boyunca doğru düzgün sosyal hayatım olmadı, babam sonrasında yumuşadı siniri geçti ve doğru bir karar verdiğimi anladı ama olan benim 1 seneme olmuş, toparlanmam uzun zaman almıştı.

Sonrasında tekrar evlilik için görücü usulü olmak şartıyla görüşmelerim oldu ama kimisi aile yapısından dolayı söz atmamı kabullenemedi, kiminden de beklediğim güveni alamadım derken 2.5 yıl geçti.

Bence söz atan insanları tebrik etmek gerek yolun başında olmayacağını anlamış ve dönmüş kişiler bunlar. Kimse ayrılmak için bir yola çıkmaz ya da kimse boşanmak için evlenmez. Toplumda kız evlatlara öyle bir baskı kurulmuş ki mesela benim iki erkek kuzenim de söz attı ama benim yaşadığım zorlukları yaşamadılar. Kesinlikle bazı şeyler geçse de yürekten çıkmıyor. Başınızı ağrıttım hakkınızı helal edin ama dertleşmeye ihtiyacım vardı…”

Etiket

Diğer Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close